AYM’yi toplu istifa kurtarır

Yüksek mahkemeler tarihinde böyle bir baÅŸka garâbet daha var mıdır bilmem; hukuk tâbiriyle, “doktrinde” böyle tuhaflıklara pek rastlanmadığı için ne söyleyeceÄŸimizi, nasıl tavır takınacağımızı kararlaÅŸtırmakta zorlanıyoruz.

Bugüne kadar Anayasa Mahkemesi (AYM) bir karar verir, bizler de karardaki karşı oy kayıtlarına raÄŸmen bunu AYM’nin resmî irâdesi sayardık. Åžimdi vaziyet deÄŸiÅŸti, kararlar deÄŸil, bildiriler, karşı bildiriler ve basına verilmiÅŸ sözlü beyanlar çarpışıyor. Artık mahkemenin deÄŸil, üyelerin tavırları konuÅŸulmakta.

Aslına bakılırsa AYM, o mâlum 367 kararını aldığı gün, -galât söyleyiÅŸle ifâde edelim- “kendi kendini intihar etmiÅŸti” zaten; fakat yapacak bir ÅŸey yoktu. Türkiye’nin bir tane Anayasa Mahkemesi var ve mahkemenin kararı temyiz edilemiyor. Ardından AK Parti’nin kapatılma davâsı geldi ve AYM, ÅŸiÅŸi ve kebabı aynı anda kollamak suretiyle “icabında siyasi ve ekonomik icaplara göre tavır alan bir mahkeme” gibi davrandı. Åžimdi mahkeme üyelerinin birbirine düşmesi, kurumun artık can çekiÅŸtiÄŸini ve bittiÄŸini gösteriyor.

AYM, anayasal bir kurum; futbol kulübü veya ÅŸirket olsa, “kapatın, yenisini kurun” diye hariçten gazel atabilirdik. Ne yapmak lâzım? “Zamana bırakalım, sel gelir çatlaklar kapanır” diyemeyiz; bu bir gelin-kaynana nizâsı deÄŸil, sıradan bir içtihat farklılığı da deÄŸil; tutucu bürokratlar tarikatine baÄŸlı yüksek şövalyelerin intihar hücumu (Bkz. Kırım Harbi’nde Hussar Süvari Alayı’nın dramatik saldırısı!)

Sözün burasında bir miktar geçmiÅŸe doÄŸru gitmeme izin vermelisiniz: 1 AÄŸustos günü, yani AK Parti’nin kapatılma davasının AYM tarafından karara baÄŸlandığı günün ertesi demiÅŸiz ki, “Düz mantığı hesaba katarak söylüyorum: Bu davanın hakkı, ya iddianamenin veya davanın baÅŸtan reddi, ya da odak haline gelmiÅŸ bir heyetin külliyen kapatılması olmalıydı. Zannımca AYM, kurum itibarını korumak endiÅŸesiyle ‘siyasi, ekonomik ve sosyal’ riskleri kaale alan bir karar verdi. Bu kararı tek kelimeyle siyasi ve fiili açıdan isabetli, hukuki nokta-i nazardan ‘garip’ bir karar olarak niteliyorum. Bu noktadan sonra Türkiye’nin yeni bir anayasaya ve yeniden düzenlenmiÅŸ yeni bir Anayasa Mahkemesi’ne duyduÄŸu ihtiyaç, artık ertelenemez.”

O gün dilimin ucuna kadar gelen fakat “lâyıkıyla anlaşılmaz” endiÅŸesiyle yazmaktan vazgeçtiÄŸim bir cümle daha vardı; ÅŸuydu: “AYM üyeleri, mahkemenin mehâbetini yeniden tesis etmeye imkân vermek için topluca istifa etmelidir; tahmin olunabilecek sebeplere bir kısmı (yani her kararlarında hükümet aleyhtarı olduklarını hissettiren ve bu nitelikleriyle cümle âlem tarafından bilinen üyeler), istifaya yanaÅŸmazsa, bu defa mutlaka mahkemenin sâlim aklı ve hukukun üstünlüğünü sair herÅŸeyden üstün tutan üyeleri istifâ ederek ötekileri çekilmeye mecbur bırakmalıdır.”

Böyle düşünmüştüm; yazmadığım ikinci cümleyi yazmış olmam halinde üyelerden bir kısmı istifâ etmiÅŸ olsaydı ne olurdu bilemiyorum fakat ÅŸurası muhakkak ki Anasaya Mahkememiz bugünkü görüntüsüne düşmezdi; geçen aÄŸustosta fevt edilen bu fırsat, ÅŸimdi kaçırılmamalıdır. Kurumların itibarı devlet zoruyla, kanun gücüyle deÄŸil, onları temsil eden etten-kemikten adamların mehîb karar ve davranışlarıyla yükselir. Anayasa Mahkemesi bugün büyük bir bunalım yaşıyor. Hiçbir ÅŸey olmamış gibi davranılamaz; bir ÅŸeyler yapmak lâzım. O “bir ÅŸeyler”in kısa Türkçesi istifâdır; topyekûn istifâ. Bir kısmı çekilmemekte direnirse bile “mahkeme kadıya mülk olmaz”; mânidar ve öncü nitelikte bir istifânın anaforu, ötekileri iyot gibi açığa çıkaracaktır.

Haklı-haksız artık fark etmiyor; kuru-yaÅŸ hesabı yapmanın zamanı da deÄŸil. Tarih önünde bu heyetin görevi sona ermiÅŸtir. Çekilen ÅŸahsi itibarını yüceltir; direnen “devlet krizi”nin vebâlini yüklenir.

Daha kibarı nasıl söylenir bilmiyorum.

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Kurtarıla kurtarıla ne hale geldik! Almanya’da yapılan seçimlerin bizim açımızdan ders alınmak gereken en çarpıcı...
  2. Siz istifa etmeyin; biz edelim!.. Dünyanın en totaliter, en tektipçi, en baskıcı yönetiminde bile herhangi...
  3. Milli Takım taraftarlığından istifa ediyorum Bu yazının özü, gazetemizin değerli yazarlarından Fatih Uraz kardeşimin cümlesinde...
  4. BaÅŸbuÄŸ istifa! 31 Ekim tarihli “Kısaca fikrim” baÅŸlıklı yazımın ilk cümlesi şöyle:...
  5. Hakikat’e taammüden toplu tecavüz! Hakikat duygusunun incitilmesi, “temel insani ihtiyaçlar” listesinde kaçıncı sırayı alır...

- 27 Aralık 2008

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=778074

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler: ,

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

  • sedat

    valla tebrik ediyorum hocam sizi baÅŸka biÅŸey demeye gerek yok zaten

  • sedat

    valla tebrik ediyorum hocam sizi baÅŸka biÅŸey demeye gerek yok zaten