“Atatürk saÄŸ olsaydı” testine buyurunuz!

Musul civarlarında balistik füze fırlatıldığına iliÅŸkin (hangi kaynaklı?) haberlerin Ankara’da duyulması üzerine İstanbul Borsası’nda hisse senetlerinin üç puan deÄŸer kaybına uÄŸraması ve aynı anda İncirlik Üssü’nde olaÄŸan dışı bir hareketlenmenin görülmesi “Atatürk Türkiyesi”nde artık ÅŸaşırmadığımız gündelik haberlerden oldu; ama aynı ÅŸeyler Atatürk’ün saÄŸlığında cereyan edebilir miydi diye, aklıma geliverdi.

Atatürk devrinin en saÄŸlıklı ve istikrarlı siyasi kriterlerinden baÅŸlıcası, hiç tartışmasız Atatürk’ün büyük bir titizlik ve ilgi ile yakından takip ettiÄŸi harici siyaset olmuÅŸtur; bu siyaset, “milli hakimiyet” prensibine, milletler arası platformda Türkiye’nin eÅŸit, güçlü ve onurlu bir aktör olarak algılanmasına dayanıyordu. Dış siyasette Atatürkçülük çizgisi budur. Atatürk devrinde Türkiye, güçlü bir bölge aktörüdür; bütün komÅŸularıyla istikameti ve muhtevası “Ankara”da belirlenen iyi iliÅŸkiler içindedir; baÅŸkalarının iç iÅŸlerine karışmama ve baÅŸka güçlerin bizim iç iÅŸlerimize karıştırılmaması konusunda son derece hassastır. Kısaca Atatürk devrinde Türkiye’nin kendi kuvveleri ile yönettiÄŸi, ÅŸahsiyetli bir dış siyaseti vardır.

Sual ÅŸu: “Bugünkü dış siyasetimiz Atatürkçü çizgiyi takip etmekte midir?”

Bu suale benim cevap vermemin anlamı yok; bu soruya cevap vermesi gerekenleri etkileme ihtimalimiz de bulunmuyor; öyleyse bu sual, “cevabı önem taşımayan” ama “sual edilmesi” gereken bir önem taşıyor. Dış siyasette Atatürkçü çizginin izlenip izlenmediÄŸi veya hangi ölçüde bu çizgiye riayet edildiÄŸi, biz yönetilenlerin “aklında bulunması” gereken bir problemdir. Bu sualin muhtemel cevabı, Atatürkçülüğün niçin sadece iç siyaseti ilgilendiren ve sadece belirli alanlarda yoÄŸunlaÅŸan bir uygulamaya konu olduÄŸunu da aydınlatacaktır.

Atatürkçülük kavramı o kadar çok tüketildi ve kapsamı o kadar muÄŸlaklaÅŸtırıldı ki, bu kavram telaffuz edildiÄŸinde ben hemen “saÄŸ olsaydı” testine müracaat ediyorum; “Atatürk saÄŸ olsaydı nasıl davranırdı?” Zannımca Atatürkçülüğün bundan daha saÄŸlam bir uygulama kriteri olamaz.

İncirlik’ten ne zaman Amerikan uçakları havalansa ve bomba yüklerini bir komÅŸu ülkenin topraklarına boÅŸaltmış olarak “salimen” üslerine dönmüş olsalar ben hemen “saÄŸ olsaydı” testine müracaat ediyorum: “Atatürk saÄŸ olsaydı, İncirlik’te bir Amerikan üssünün varlığına ve bu üssün bizim haber ve rızamız olmadan bir komÅŸu ülkenin aleyhine kullanılmasına izin verir miydi?” diye düşünüyor ve cevabını kendime saklıyorum. “Atatürkçülüğün bu derece revaçta olduÄŸu bir siyasi zeminde cevabını niçin kendine saklıyorsun?” diye sual etmeyeceÄŸinizi biliyorum; siz biliyorsunuz; ama asıl bilmesi gerekenler bilmezden gelmeyi daha münasip buluyorlar.

Kendime soru sormaya devam ediyorum: “Atatürk saÄŸ olsaydı, Türkiye’yi on beÅŸ seneden beri uÄŸraÅŸtıran bir azılı kaatil, kapı numarasına kadar adresi bilinen bir komÅŸu ülkede barınabilir miydi? On beÅŸ sene sonra bu ince nükte hatırlandığında mezkur kiÅŸinin İtalya gibi müttefik bir ülkeden esrarengiz bir uçaÄŸa binip sırra kadem basması mümkün olabilir miydi? Bu kayboluÅŸtan itibaren günler geçtiÄŸi halde nerede olduÄŸuna dair hiçbir haber alamayan görevliler Atatürk’e nasıl hesap verirlerdi?”

“Atatürk saÄŸ olsaydı, kurduÄŸu partinin, çok partili çoÄŸulcu ortamda İş Bankası hisselerinin üzerine yaslanarak haksız rekabet avantajlarından istifade etmesini en azından ‘şık’ bulur muydu?”

“Ooo hocam, aradan yıllar geçti, zaman deÄŸiÅŸti” mazeretine sığınamazsınız; “Atatürk saÄŸ olsaydı, onun adına konuÅŸanların hali nice olurdu?” DiÄŸer suallerden vazgeçtim, hiç deÄŸilse bu sualin muhtemel cevabını kendi nefsinize dürüstçe vermeye çalışınız.

Siz alemi kör, herkesi sersem mi zannediyorsunuz?

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Kemal Tahir saÄŸ olsaydı… Gazeteler diyor ki, Türkiye’nin giriÅŸtiÄŸi son askerî operasyonları ABD destekliyormuÅŸ;...
  2. Atatürkçüler için yol ayrımı Yol ayrımına geldik; nereye gideceğiz? Yol ayrımından kastım, kendi zehaplarına...
  3. Atatürk Sivassporluydu! Bizim basın hayatımız -eksik olmasınlar- kışkırtıcıdır, kendinizi matbuatın mantığına fazlaca...
  4. Sanat eserlerine akseden Atatürk anafikri üzerine 10 Kasım münasebetiyle TRT ekranlarında gösterilen “Cumhuriyet” filminden bazı bölümler...
  5. Atatürk Anayasa Mahkemesi’ne niçin lüzum görmemiÅŸti Ortada tuhaf ve çeliÅŸkili bir durum var: 1924 tarihinde Büyük...

- 1 Åžubat 1999

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/1999/02/01/yazarlar/3.html

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler: ,

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.