Ankara’da neler oluyor?
“Özal’dan daha derin…, Aranan temiz yüz…, Rekabetçi ve profesyonel…, Yoksulun halinden anlar…, Fevkalade demokrattır…, SavaÅŸan General…, Ecevit’in Özal’ı…, Adı bile yetti…, Alman annenin idealist oÄŸlu…, Uluslararası standartta biri…, Üç dil biliyor…, Türkiye’den hiç kopmadı…, Ekonomiye hakim olur…, Piyasa DerviÅŸ’i sevdi…, Ekonomiye süper bakan…, DerviÅŸ çok iyi seçim…,” Bu övücü ve mübalaÄŸalı sıfatların sahibini kestirmek için kâhin olmaya gerek yok.
On gün önce enflasyonun düştüğünü, her ÅŸeyin yolunda gittiÄŸini ileri süren kartelin iki gazetesi, manÅŸetlerini iÅŸte bu gibi abartılı ve gereÄŸinden fazla iyimser sözlerle süslediler. Bu ne ferâset? Bunların iktisâdi ferâsetlerine artık kimsenin itimadı kalmadı. ManÅŸetler, olguları deÄŸil niyetleri ve belki de “artniyetler”i yansıtıyor olabilir pekâlâ.
Sayın DerviÅŸ dünyanın en iyi ekonomisti olabilir; ama netice itibariyle hariçten atanmış bir bakandır ve kullanmak için çok ihtiyaç duyacağı siyasî iradeyi, üç parti liderinin “olur” veya pazarlığıyla elde edebileceÄŸini unutmayalım. Meclis dışından atandığı halde baÅŸarılarıyla iz bırakan kaç bakan hatırlıyorsunuz? Kemal DerviÅŸ’in nazik ve iyiniyetli bir insan olduÄŸu belli fakat giydiÄŸi ateÅŸten gömlektir; hayır, bayram ertesindeki günlerde karşılaÅŸması muhtemel ekonomik problemlerin azametinden bahsetmiyorum; bahsettiÄŸim, esasen insicamsızlığı gün gibi belli olan hükümet irâdesinden gelebilecek kösteklerdir.
“Onun bileceÄŸi iÅŸ” deyip geçelim de geçmek mümkün mü?
“Bu, ciddi bir devlet krizidir” sözleriyle tetiklenen krizin, Amerika’dan ekonomist ithaline varana dek kurgulanmış olması mümkün mü? İnsanın aklına neler geliyor neler? Belki de “kurgu”nun sonunda deÄŸil, henüz baÅŸlarında bir yerdeyiz. Bugünlerde hiç akla gelmeyecek ihtimâllerin gerçekleÅŸmesinden ÅŸaÅŸkınız. “Olmaz olmaz deme; âlem-i imkândır bu; olmaz olmaz!” sözü bu gibi haller için söylenmiÅŸ olmalı.
Böylece hükümetin ekonomiden anlamadığı, kendi icraatıyla tescil edilmiÅŸ oldu; bir eksikliÄŸin itirafı da cesaret ve basiret meselesidir, tebrik ederiz. Peki, ekonomiden anlamadıkları kendi itiraflarıyla kesinleÅŸen bir hükümetin, meselâ diplomasiden, güvenlikten, eÄŸitimden, enerji veya haberleÅŸme iÅŸlerinden anladığını nereden bileceÄŸiz? Bir hükümet, “ben para iÅŸlerinden anlamam; ama çok iyi diplomasi yürütürüm veya eÄŸitim iÅŸlerinde yektâyım” diyebilmek imkânına sahip midir? Sanmıyorum. Mektepte bize şöyle öğretmiÅŸlerdi: Siyaset, bütçe üzerinden yürütülen bir eylemdir; bütçe için ve bütçe ile yapılır. “Bütçeye harika çocuk baksın, biz sair iÅŸleri yürütürüz” diye bir mantıkla herhalde kandırılsa kandırılsa Türk kamuoyu aldatılabilir galiba. İki ihtimâl var: Ya bu hükümet kamuoyunu hiçe sayıyor veya cümleten kafa travması geçirmiÅŸ olmalılar!
Üç liderin günaşırı bir odaya kapanıp ardından üç-beş satırlık açıklamalarla hepimizin kaderini ilgilendiren kararlar almaları artık kimselerde ciddiyet tesiri uyandırmıyor. Bu mesele o kadar incitici imâlar ihtiv
â ediyor ki, bir noktadan sonra yaÅŸadığımız krizin sadece ekonomik boyut taşımadığından, daha ciddi ve derin anlamları olduÄŸuna endiÅŸe etmemek elden gelmiyor. Hele hükümetin bir ortağı var ki, onun mânidar suskunluÄŸunun neyin pahasına temin edildiÄŸini anlamak çok güç: Bu suskunluÄŸun veya “rızâ”nın, “sizin bilmediÄŸiniz ÅŸeyler var arkadaÅŸlar” cinsinden bir izahı olabilir mi? Bir “siyasi içtihat” bugün konuÅŸmayacaksa, ne zaman konuÅŸur; yoksa bizim içtihat zannettiÄŸimiz ÅŸey, dümen suyunda seyredip de kendini geminin içinde farz etmek midir? Bir kamu bankasının yönetimini sürdürmek, bu müthiÅŸ suskunluÄŸa deÄŸecek kadar önemli midir?
Ankara’da neler oluyor?
Hayır, daha başından beri, ilk günden beri, MGK toplantısında başlayan krizin, kriz ahkâmıyla bağdaşabilecek mâkul bir tarafı görünmüyordu; şüphe ve endişelerimi yazdım. Bugün itibarıyla bu krizin ta başından beri kurgulanmış olduğu yolundaki vehmim giderek güçleniyor. Öyle bir kriz ki, mezkûr üç partinin kurmayları tarafından kurgulanamayacak kadar karmaşık; insanı ürküten de bu.
________________
TEBRİK: Bütün gelenekleriyle bayram, asıl bu günlerde anlamını buluyor: Okuyucularımın bayramını tebrik ederim. / ATA
İlgili olabilecek yazılar:
- Karargâhta neler oluyor? Macun tüpten çıktı; büyü bozuldu, ışıklar yandı. Ordu artık en...
- AK parti kapatılır mı, “Yok canım daha neler” mi? “Erken seçimi hangi tarihte yapalım, yaylacıların, erbâb-ı plâjın ahvali ne...
- “Ne oluyor, çizmelerim nerede, atımı getirin!..” Hatırlar mısınız bir ay kadar önce “Bir kâbusun anatomisi” baÅŸlığıyla,...
- TaÅŸ kımıldıyor; iyi oluyor! “Türkiye’de bu dönemde böyle bir olayın meydana gelmesinden dolayı Adalet...
- Bir darbe piyastos olsa; gör başına neler gelir? Ergenekon diye bilinen davalar zincirinin “hangi” cenahta, “ne türlü” derin...
Ahmet Turan Alkan - 5 Mart 2001
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2001/03/05/yazarlar/AhmetTuranALKAN.htm
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


