Amerikalı İrfan!
Åžu satırları dikkatle okuyalım: “Türkiye giderek muhafazakarlaşıyor. Bütün anketler bunu gösteriyor. Demek ki, siyasi partiler de bundan böyle dindarlaÅŸacaklar ve milyonların beklentilerini karşılamaya çalışacaklar. İlerde, bu partilerden biri çıkıp, bir adım daha atıp din unsurunu ülke yönetimine tam anlamıyla sokmak istediÄŸinde ne olacak?
Bu gidiÅŸe laik medya mı karşı çıkacak? Silahlı Kuvvetler mi dur diyecek?” Yazar, şöyle devam ediyor [M. Ali Birand], “merak etmeyin, böyle bir ihtimale karşı en büyük teminatımız AB’dir (…)Türkiye kulübe girip koÅŸullarını yerine getirsin, kimse bizi kapı önünde bırakmaz (…) Gelin, bu kısır tartışmaları bir kenara bırakıp, tüm gücümüzle AB projesine asılalım.”
“İlle de AB’ye girelim” bir fikirdir ve saygıyla karşılamak gerekir, fakat, Türkiye muhafazakârlaşıyor; ilerde bir parti din devleti kurmak isterse AB buna müsaade etmez” demek sadece fikir olmanın ötesinde, baÅŸka bir ÅŸey: Evvela yanlış bir tesbite dayanıyor; ikincisi, kendi halkını adam yerine koymayan, “bunları kendi haline bırakırsan gider din devleti kurarlar” tarzında bir ehliyetsizlikle suçlayan bir bakış açısının ürünü.
Yanlış tesbitten baÅŸlayalım: Türkiye giderek muhafazakârlaÅŸmıyor; Türkiye üretim tarzını deÄŸiÅŸtiriyor; Türkler ÅŸehirlileÅŸiyor. Nüfusumuzun genel temâyülü dünyevileÅŸmek istikametindedir. MuhafazakârlaÅŸma görüntüleri geçicidir; bir kısmı, ÅŸehir hayatının lâzımelerine direncin eseridir ki bunu sarsılan bir otobüsteki yolcunun koltuÄŸuna sıkı sıkıya tutunmasına benzetebiliriz. İnsiyaki bir hamleyle en iyi bildiÄŸimiz, en yakınımızdaki dünya görüşüne sarılma güdüsüdür; bu bocalayış “ÅŸehir hayatı bizi bozuyor; köyümüze dönelim” tepkisiyle göğüslenmiyor, bilakis ÅŸehirde tutunma azminin güçlenmesi sonucunu doÄŸuruyor. Åžehir düzeni ve temposu içinde nasıl muhafazakâr ve dindar kalınabileceÄŸinin fıkhını ve estetiÄŸini henüz üretebilmiÅŸ deÄŸiliz; o yüzden kısa vadede iÅŸporta çözümlere iltifat kaçınılmaz oluyor. İmdi bu manzaraya bakıp, “eyvah, bunlar din devleti kuracaklar; ordu ne yapsın; en iyisi AB’ye girelim” tavsiyesinde bulunmak mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya benziyor. Bu çalkantı birkaç kuÅŸak ömrünce devam edecek ama durulacaktır. Bu süre zarfında iki ÅŸey olmak ihtimâli var: Köyden ÅŸehre geçince muhafazakârlaÅŸtığı zannedilen insanların haylicesi, zaman içinde fıkhını, üslûbunu ve estetiÄŸini bulan mecrâ içinde temkin sahibi, dengeli ve düzenle uzlaÅŸan bir saÄŸ çizgiye gelecek, kalan kısmı ise (ekonomik büyüme eÄŸilimi böyle devam ederse) muhafazakârlık endiÅŸelerini üç etekle ÅŸalvar gibi bir kenarda bırakıp, kendilerine modernite alâmetlerinden feyz alan seküler bir dünya görüşü inÅŸa edeceklerdir.
Birand’ın muhafazakârlaÅŸma dediÄŸi manzarada ben dünyevileÅŸmenin yükseliÅŸini görüyorum; aynı ÅŸeye bakıyor, farklı ÅŸeyler görüyoruz: Sebebi “duruÅŸ yeri” farklılığıdır. Birand’ın alt yapısı, sınıf profili böyle derin çeliÅŸkileri netlikle kavrayacak bir zemin sunmuyor kendisine. Bir ülkede bir kısım aydınların kendi ülkelerini tanımak için Amerikan sosyolojisinin teori ve kavramlarını kullanarak (Amerikan irfânı!), tesbitlerini İngilizce düşünüp Türkçe’ye tercüme ettiren bilim adamlarının görüşlerine [ve tabiidir, 'yanılgı'larına...] teslim olmasının sebebi budur.
Elim deÄŸiÅŸmiÅŸken bir de kehânet savurayım bari: ÅŸu meÅŸhur laikçi % 30′umuz mahzun olmamalıdır, zira muhafazakârlık Türkiye’de eriÅŸebileceÄŸi zirveye (367.ci AYM üyeleri, muhalefet, bürokrasi ve basının unutulmaz desteÄŸiyle) 22 Temmuz’da dokundu ve müteakip seçimlerde gerilemesi muhtemelden de öte mukadderdir.
Dolayısıyla Sayın Birand’ın, “AB bizi almazsa bunlar bizi ham yapacaklar” diye endiÅŸelenmesine mahal bulunmuyor; muhafazakâr bir trende modernlik istikamete tam gaz ilerlemekteyiz. Vagonlara deÄŸil de, katara dikkat ederseniz, siz de görebilirsiniz.
İlgili olabilecek yazılar:
- Daha çok Amerikalı, daha az Türk Türk topraklarında Amerikan askerlerinin mevzilenmesine izin veren Meclis tezkeresi, sadece...
Ahmet Turan Alkan - 22 Aralık 2007
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=627827
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


