Aman basiret!

‘Bilim nedir ve ne iÅŸe yarar?’ sorusuna devletin vereceÄŸi hiçbir cevap yoktur. Dolayısıyla sosyal bilim nedir ve ne iÅŸe yarar sorusunun cevabını beklemek de safça bir iyimserlikten ibaret kalacaktır.

Türkiye’de bilim bir statü iÅŸareti ve bir kariyer biçiminden ibarettir ve bu yüzden Türkiye, bilim ve eÄŸitim gibi iki itibarlı kavramı, gençlerini askerlik veya evlenme çağına gelene kadar oyalayacak bir “boÅŸ zamanları deÄŸerlendirme ve avutma” usulü olarak görmektedir. Türkiye’de bilim eÄŸitimi insanlara ilmi mantık kazandırmayı amaçlamaz; o, kriket, tenis veya sabah yürüyüşleri gibi prestijli ama gereÄŸinde kolayca vazgeçilebilir bir ÅŸeydir. Devlet için bilimin ve ilmi mantığın lüzumu yoktur; devlet, tamamen kendinden menkul ve adeta göklerden yerlere zembille indirilmiÅŸ intibaı uyandıran bir içgüdüye dayanarak davranır, karar alır ve uygular. DaÄŸlara taÅŸlara, okul ve resmi bina duvarlarına “Hayatta en hakiki mürÅŸit ilimdir” vecizesinin iri harflerle yazılmış olması mantık çelici bir ÅŸaşırtmacadan ibarettir.

Devlet, ilimle iÅŸ görmez; ilmin sonuçlarına aldırmaz ve devlet katmanlarında ilmi zihniyet barınamaz. Aksi varid olsaydı devletin bütçe imkanlarıyla ayakta duran onca sosyal bilimle uÄŸraÅŸan kurumunun araÅŸtırma sonuçları ciddiye alınır ve problem çözmek için veri olarak kullanılırdı. Artık “hikmet”i hükümet” diye bir kavramdan söz edemiyoruz; bunun yerine “ilhâm”ı hükümet” denilse sezâdır. Hükümetin ÅŸahsında devlet, ne yazık ki nice zamandan beri akıl ve bilimle deÄŸil, kaynağı meÅŸkuk ve galib ihtimalle butlan ile mâlul, meçhul bir kaynaktan nâzil olan bulanık ilhamlarla siyaset etmektedir…

Başörtüsü meselesinde devletin, sosyal bilimden ne kadar istifade ettiÄŸi konusunda kim tatminkâr bir izahta bulunabilir? Onüç ondört yaşındaki sabi”sıbyanın sokak ortasında itilip kakılması, hakarete uÄŸraması ve modernleÅŸme projesinin en büyük ayağını teÅŸkil eden “devlet denetimindeki resmi eÄŸitim süreçlerinden” alıkonulması hangi ilmi tutumun eseri olabilir? Açıkça söylemek gerekirse televizyon görüntülerini seyrettikçe korku ve endiÅŸeyle titrediÄŸimi itiraf etmeliyim. Bu görüntüler bana, ileride kullanılmak üzere daha ÅŸimdiden küçük dozlar halinde yüklenmeye baÅŸlanan büyük bir fitnenin ilk iÅŸaretleri gibi göründü. Örnekleri sıralamam uzun sürer ama bu gibi küçük kışkırtmaların daha sonraları nasıl büyük fitne ve felâketlere yol açtığını bizim nesil defalarca seyretmiÅŸtir. Bu durumda gerek yayın kuruluÅŸlarına ve gerekse başörtülü kızlarımız ve ailelerine büyük sorumluluklar düşüyor.

“Niçin hâlâ biz sorumlu olalım, eziyete uÄŸrayan ve maÄŸdur edilen bizleriz; biraz da baÅŸkalarının sorumluluk hissetmesi gerekmez mi?” itirazını anlıyor ve peÅŸinen paylaşıyorum ama sezgilerim bana çok daha büyük bir fitnenin ayak seslerini haber veriyor. Başörtülü öğrencilere reva görülen muamelenin akılla, mantıkla, bilimle, laiklikle ve hukukla hiçbir alâkası yok, buna raÄŸmen ajitasyon adım adım tırmandırılıyor. Pehlivan yapılı bir emniyet görevlisinin neredeyse kırk kiloluk bir masum ev hanımını sokağın ortasında yere yıkması açıkça söylemeliyim ki beni korkuttu ve iÅŸin daha yüksek tansiyonlara tırmandırılacağı konusunda endiÅŸelenmeme sebep oldu. Ortada hiçbir makul gerekçe yok iken bazı çevrelerin “camilere niçin bayrak asılmıyormuÅŸ bakalım” edâsıyla ortalığa dökülmesini de aynı minvalde bir hareket görüyorum. Böyle ÅŸeylerin akıl ve mantık doÄŸrultusunda tartışılmasından netice alındığını henüz tarihler yazmadı. Âgâh olalım; birileri üzüm yemenin deÄŸil baÄŸcıyı hırpalamanın hesabı peÅŸinde.

Temkin ve sağduyu yine bize düşecek; bu ülkenin aslî unsurunu teşkil etmenin bedeli de bu işte!

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Basiret meleğimle hasbihâl Bazen arkaya doğru yaslanıp ellerimi ensemde kilitleyerek uzaklara bakıyor ve...
  2. İtidal, aman itidal! Tam da “bir ÅŸeyler deÄŸiÅŸmeye baÅŸladı, ilk kıpırtılar hissediliyor” duygusuna...
  3. Aman ha! Bir hafta önce bu sütunda yayınlanan “AskerliÄŸin bedeli olmaz” baÅŸlıklı...
  4. Aman sahihlik! Şöyle bir bakıyorum da, kendi cirmimce mücadele vermiş, becerebildiğim kadar...
  5. Skandal temamen epistemik mahiyette azizim! Her devletin bir mantığı var; ilk bakışta manasız gibi görünebilecek...

- 18 Mart 2002

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2002/03/18/yazarlar/ahmetturanalkan.htm

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.