2008 Arşivi
Bir kitap hikâyesi
Kâşgarlı Mahmud’un Divânü Lugati’t-Türk adlı ünlü eseri, kaleme alındığı tarihten tam bin yıl sonra Türk Dil Kurumu tarafından güzel bir kutlama kitabıyla yâdediliyor. TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın’ın hazırladığı kitap, konuyla ilgili renkli illüstrasyonlar, fotoğraflar, harita ve belgelerle zenginleştirilerek her merak seviyesine hitab eden, bilgilendirici ve derli toplu bir yayın olmuş. Adını herkesin [...]
‘Madımak Müzesi’ niçin kötü bir fikirdir?
O talihsiz ve kötü şöhretli mekânın bir müze hâline getirilmesine asla taraftar değilim; ama o yerin lokanta veya kebapçı dükkânı olarak çalıştırılmasını da müdafaa etmiyorum. Müze, akla gelebilecek en kötü çözüm. Niçin diyeceksiniz? Aleviler’in bir kısmı, şikâyetlerini sıralarken Madımak Oteli’nin müze yapılması konusunu ısrarla vurgulamadan geçmiyorlar. “Aleviler’in bir kısmı” tâbirini kasden tercih ettim; çünkü Aleviler [...]
Hattat fitnesi
Bir akrabam geçenlerde ev ziyaretine geldi; beraberinde bir hediye getirmişti. İtina ile kraft ambalaj kâğıdına sarılı hediyenin şeklinden çerçeveli bir resim olduğu hissolunuyordu. Paketi açtık; içinden eski yazılı bir levha çıktı. “Nedir bu, ne yazıyor” merakıyla okumaya çalıştım fakat başaramadım. Biraz daha gayret edince aile üyelerinin isimlerinden meydana gelen dört kelimelik bir kompoziyon olduğunu fark [...]
Sinema niçin evde seyredilir?
Şimdi zihnim beni yıllarca geriye götürüyor; şehrin üç beş sinemasından birinin önünde, faytondan indirilen büyük çelik sandıkları güç-belâ taşıyarak “makine dairesi”ne götüren sinema görevlilerini hatırlıyorum. Güçlü kuvvetli de olsa tek bir babayiğitin asla kaldıramayacağı o çelik sandıkların içinde ne olduğunu tahmin edersiniz? Bugün on gramlık DVD diskine sığdırılabilen tek bir film. Sonradan biliyorsunuz “Ecnebîler”, o [...]
“Komşu”yu bilmiyoruz peki kendimizi biliyor muyuz?
Zaman’ın Yorum yazarlarından Herkül Millas’ın, “Yunanistan’da değerler krizi” başlıklı yazısını fark ettiğinizi ve altını çize çize okuduğunuzu ümid ediyorum. Hadisenin başlangıcından bu yana “komşu”da ne olup bittiğini herkes gibi merak ettik; aldığımız bütün haberler, Yunan Polisi’nin nâhak yere bir çocuğu vurup öldürmesinin Yunan gençliğini isyana yönelttiği yolunda idi. Bu yorumların hamiyyet duygusunu okşayan kısmı görmezden [...]
Kötü savunma gol getirir
İsmini kasd-ı mahsus ile buracıkta zikretmek istemediğim birisi, “15 yılı Atatürk, 12 yılı İnönü yönetiminde geçen tek parti döneminin eleştirilmesi, tarihin en kör ve nankör tavırlarından biri olmalı” diye uluorta esip gürlemese bu konuya değinmeyecektim. Dikkat buyuruldu ise yukardaki cümlede “eleştiri” tâbiri kullanılıyor; tezyif, karalama veya inkâr denilmiş olsa belki cümle bu kadar sakîl görünmeyecek. [...]
Meraklısına Kuzey Irak notları
Kuzey Irak’a yaptığımız dört günlük gezinin ardından kaleme aldığım intibalara üç aşağı-beş yukarı tahmin ettiğim istikamette tepkiler geldi. Bunlardan biri, “Tırnak içinde Kürdistan” yazısındaki çerçevelenmiş hâliyle “Kürdistan” kelimesini kullanmış olmamla ilgiliydi ve beni (ve tabii bu yolda yayın yapmakla itham ettiği Zaman gazetesini, hatta “el birliği yaptığım” iktidar partisini) Kürdistan’ı tanıtmak için bedava propoganda yapmakla [...]
Peter prensibi nedir?
Kısaca şudur: Bir idari yapıda yeni eleman talebinin gerçek sebebi, lüzumundan fazla eleman istihdamından ileri gelen verimsizliğin, yeni elemanları işe almak yoluyla giderilebileceği zannıdır; başka bir tabirle Peter prensibini şöyle özetlemek de mümkün: idari hiyerarşide yer alan kişiler daima bir üst mevkie yükselmek isterler; tâ ki verimsiz olacakları, yani liyakatsizliklerinin müntehâsına çıkacakları yere kadar. Tarif [...]
Cami avlusu
Bu hadise hakikat midir; yoksa geçmiş zaman içinde birileri tarafından yakıştırılıp efsane haline mi gelmiştir, bilemeyiz fakat mânâsı güzeldir ve hâlâ câridir.. Rivayet o ki, Bursa Ulu Camii’ni yaptıran Yıldırım Bayezid Han, inşaat tamamlandıktan sonra kayınbabası Emir Sultan Hazretleri’ne camiyi gezdirmiş ve sonra okkalı bir aferin beklercesine sormuş, -Nasıl efendim, cami güzel olmuş mu? Emir [...]
Bizdendir bizdeen!
Şimdi anlıyorsunuz değil mi Baykal’ı niçin sevdiğimi; onu tenkid vadisinde diğerlerinden ayırdederek nasıl kayırıp kolladığımı?..Ayol o bizden birisi… Gözümün içine bakınız, ne demek istediğimi anlayacaksınız; “bizden” diyorum; öyle demekle de yetinmiyor, üstüne üstlük mânidar bir şekilde göz kırpıyorum. Bizdendir bizdeeen…


