2007 Arşivi
Temel meselelere bir de sınıf penceresinden bakalım!
‘Sınıf’ kelimesi, vaktiyle Türkiye’de turnusol kâğıdının görevini yerine getirircesine insanların siyasi eğilimlerini deşifre eden bir tesir yapardı; Marksist teoriyi bilim yerine koyanlar, olup bitenleri “sınıfsal analiz?den geçirerek anlamayı tercih eder ve Türkiye’de sınıf kavgası yaşandığını ileri sürerlerdi; buna mukabil zihnî plânda “sağ?da yer tutanlar ise sınıf kavramından ürker, Türkiye’nin sınıfsız bir toplum, “bir millet? olduğunu [...]
Camdaki sinek
Camda küçük bir sinek geziniyor. Bildiğimiz yaz sineklerinden değil, ufak tefek toz gibi bir şey; hemcinsleri çoktan ortalıktan çekilmişken bu soğuk havada hayata nasıl tutunabildiği şaşırtıcı. Biraz eğlenmek için, “vaziyetleri nasıl görüyorsun ey cinsini bile bilmediğim sinek” diye sordum; soğuktan uçmaya bile takati kalmamıştı, “görüyorsun işte” diye cevap verdi, “ömrümün kışı geldi; daha kaç saat [...]
Saat sevgisi
Nice zamandır gençlerin bileğinde görüp şaşırdığım, neredeyse kavanoz kapağını andıracak derecede geniş kadranlı kol saatlerinin sebeb-i hikmetini anlamaya başladım: Kol saatlerinde moda değişmiş. Moda demek, moda demektir; mantık aramayacaksınız. Vaktiyle hanımların kol saatleri aspirin drajesinden biraz gönüllüce kuturda, miniminnacık bir şeydi de, İsviçreli ustaların nasıl olup bu kadar küçücük bir hacim içine bir saatin bütün [...]
Fâzıl aabime açık mektup
Medâr-ı iftihârımız, dünyaca meşhur piyanistimiz Fâzıl Say, “Bizim Türkiye rüyalarımız biraz öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar zaten kazandı, biz yüzde 30, onlar ise yüzde 70. Başka yere taşınmayı düşünüyorum” diye vermiş-veriştirmiş… Fâzıl aabi, ben seni tanırım ama sen beni tanımazsın; bundan üç-beş sene önce sen, “Âşık Veysel’in köyü Sivrialan’da rahmetlinin mezarı başında piyano [...]
Âyin
Âyin! Kelimeyi alıp dille damak arasında ezerek usâresini zihnin imbiklerinde ıstıfâ ettiğinizde tehlikeli ve insanı tedirgin edici bir tesire büründüğünüzü hissediyorsunuz. Cumhuriyet’in yakın tarihi, bu kelimenin ürpertici tedailerinin masum ruhlarda kırbaç gibi şaklatıldığına dair trajikomik örneklerle mülemmâdır.
YÖK dilemması
Üniversite rektörlerinin seçim usulü meselesi yeniden gündemde. Cumhurbaşkanı’nın Osmangazi Üniversitesi rektörünün atanma evrakına iliştirilmiş bilgi notu sebebiyle bir grup gazeteciye yaptığı açıklama, geçtiğimiz hafta içinde kamuoyunda geniş yankı buldu. YÖK Başkanı da hemen cevaba geçip, “Bizden Köşk’e böyle bir bilgi notu gitmez” diyerek kurumunu ve şahsını savundu. Böylece Cumhurbaşkanlığı ile YÖK Başkanı, dolaylı yoldan da [...]
Çekirge’nin sonu
-Ah hocam sizden af dilemek için rahatsız ediyorum; affediniz, çünkü size karşı ne çok densizlik ettiğimi yeni farkettim; çok mahcûbum. Bugüne kadar sizin samimi bir merak, zaman zaman çocuksu bir taaccüple sorduğunuz sorulara hep küstahça, sanki en iyisi ben bilirmişim neviinden bir nefis emniyetiyle cevap verdiğimi gördüm. Öyle ki, okuyan ‘kim talebe, kim üstad’ anlamaz. [...]
Serbest çağrışımla nasıl dilekçe yazılır?
Meseleyi en iyi farkeden şüphesiz öğretmenlerdir ama konuya duyarlı öğrenci velilerin de dikkatini çekmiş olsa gerektir: Artık ortalıkta iyi el yazısı diye bir hüner kalmadı; varsa da istisnâ kabilinden. İlköğretimde “kitap yazısı? denilen birbirinden ayrık harflerle yazı öğretiminden vazgeçilerek yeniden el yazısına dönülmesini biraz bu sebebe bağlıyorum. “El yazısının artık önemi kaldı mı?? diye düşünebilirsiniz; [...]
Kara çarşaflı gelin!
Hatırlayan çıkacaktır; yıllar önce yassı karton kutuda satılan ince Bahar sigarasının üstünde, sanat tarihçilerinin “rûmî tarz” diye tarif ettiği bir motif vardı; bu motifin bazı yerlerini kalemle karalayıp tersini çevirdiğinizde Mao’nun çehresini andırır bir suret belirirdi. Bazı arkadaşlar da bu esrarengiz şifre hokkabazlığı karşılığında “vay canına” demekten kendini alamazdı. Devamı var: Birinci sigarasının üstündeki italik [...]
Kuru kuruya gadaları alınan Türkler de demokrasi istiyor
Soru: “Sizin anladığınız anlamda Türklerin talepleri nedir?” Cevap: “Türklerin talebi parlamenter demokrasidir. Ancak partimiz o dönemde kapatıldı. Demir ve beton yığınları arasına hapsettiler bizi. Bugün geldiğimiz noktada yeniden o döneme benzer bir tablo var. Ancak o dönemin ruhuyla sorunların çözülemeyeceğini hayat bize gösterdi. [Partimiz] bu noktada bir şanstır. Türklerin parlamento ve demokrasiye olan inancını kırarsanız [...]


