2001 Arşivi
Karikatür müdür, kâbus mu?
Cumartesi gecesi bir televizyon tartışmasında bir “ilim adamı” seyrettim ve ilme duyduğum saygıyı kaybettim. “İlim adamları saçmalayamazlar mı, hata yapamazlar mı?” diyebilirsiniz, mesele o değil, ilim adamlarının yanılma hakkı vardır ve akademik hürriyetler kapsamında bir haktır bu. Mezkur şahıs yanılma veya saçmalama hakkını kullanmaktan çok bir “gayzer” gibi gayz istifra ediyordu; hem de yüksek memleket [...]
“Aptallığa karşı dehâ veya aklıselim”
Yazının başlığı “Aptallığa karşı deha” ama pekâlâ “Aptallığa karşı aklıselim” de olabilirdi. Fransız matematik dehâsı Evariste Galois’nın kısa hayat hikâyesi böyle özetlenebilir; öldüğünde sadece 21 yaşındaydı (1811″ 1832). “Evariste Galois’i öldüren aptallık oldu. Kısacık hayatını, sürekli olarak karşısına çıkan aptallarla savaşarak tüketti”. Daha onaltı yaşında iken Denklemler teorisinde çığır açıcı buluşlar yapmıştı ve bu güven [...]
Nezle kaç günde geçer: Bir haftada mı, yedi günde mi?
Ufukta bir seçim ihtimali var mı? Şartlara bakılırsa seçim kaçınılmaz gibi görünüyor ama bütün başarısızlığına rağmen hükümetin gösterdiği o harikulade dayanışma, seçim isteklilerinin hevesini kursağında bırakıyor. Batan bir gemide kalan yolcuların dayanışması bu; adına “istikrar” demeleri ise tek kelimeyle çok hoş! Ne var ki yine de hükümet ortaklarının “ya seçim olursa” endişesiyle kasıldıkları fark ediliyor. [...]
İftariyelik bunlar!
Her şeyi satın alacak kadar zengin olsaydım, Ramazan günlerini sadece kitaba vakfetmek ve iki vakit namazı arasında kalan bütün saadet dakikalarını kitap okuyarak çoğaltmak isterdim. Doğrusu Ramazan ve kitap kavramları birbirine pek yakışıyor. İmsâk vakitlerinin beniz solduran ve ruhu sâkinleştiren ikliminde kitaba gömülmek, sair zamanlarda ele geçmeyecek nice keşif ve sezişlere ebelik ediyor. Kitaptan iftarlık [...]
Kahramanlığın tükenişi
Hamâset, sadece kahramanlık hikâyelerine abanıp kalmak değil, kahramanlığın tüketilişidir; satanı anladık da müşterilere ne oluyor diye sormalı. Hamâseti harcıâlem hale getirmek, her gün Hazreti Musa’nın gösterdiği âsâ mucizesini tekrarlamaktan farksız. Mucizenin sirke düşmüş halini tasavvur edebilir misiniz? Ne çağıdır, ne çağıdır? Ne olacak; çağımız sosyal bunalımlar ve patlamalar çağıdır! Ha ha ha!..
“Kaç bu Müslümanlardan, sığın bu Müslümanlara”
Türk yönetici elitinin Türk toplumuna uygun gördüğü istikamet, Avrupa Birliği üyeliği; ama ne pahasına olursa olsun. “İstiskale uğrayabiliriz, enayi yerine koyulabiliriz, hatta âmiyâne tabirle bu yolda işletilebiliriz; mümkündür ve olabilir; moralimizi bozmamalı, Avrupa ‘sırat-ı müstakim’inden vazgeçmemeliyiz!” Böyle düşünüyorlar ve açıkça bu düşünceyi seslendiriyorlar. İki gün önce yayınlanan bir televizyon programında Meral Gezgin Eriş bunları söyledi. [...]
Hamaset, yükselen sınıfların sesi
Dibe vurdukça milli sembolleri parlatmak, düşkünlük eseri; denizin bittiği yerde beceriksizler ya “dini” olanı sömürmek zorunda kalıyor ya da “milli”yi. “Bu ülke için seve seve” sloganı, reklam sektöründe çalışan birinin “bir nevi bir vatan hizmeti olarak” aklına gelen bir vatan kurtarma kampanyası imiş. İnsanın aklına “daha önceleri neredeydiniz” diye sormak geliyor. Bu ülkede bazı şeyler [...]
İmsâk mevsimi
Geçenlerde kapı çalındı; baktım “imsâkiye” gelmiş, yanında bir de kocaman tüpgaz. Hangisi hangisinin hediyesidir bilemedim. Anladım ki “imsâk mevsimi” gelmiştir ve imsâkiye bu tâze mevsimin “okuntu”su sıfatıyla evimize şeref vermektedir. İmsâkiye, belki de dünyanın bir aylık süreyi göstermek üzere hazırlanmış tek takvimidir. Bütün takvimler yıllıktır ama imsâkiye sadece Ramazan’a dairdir. Kütük takvim şeklinde defter tarzında [...]
Kamburluk omurgasızlıktan yeğdür
Hükümetlerin programları vardır; koalisyon protokolleri vardır; partilerin geleneksel siyasetleri vardır, devlet adamlarının bir evveliyat çizgisi vardır ve bu gibi karakter unsurları yan yana geldiğinde hükümet hakkında bir kanaat omurgası teşkil ederler. Bugünlerde, her türlü ön bilgiyi ve tahmini boşa çıkaran bir kanaat anarşisi yaşıyoruz. ‘Hayır 57. hükümet asla böyle bir karar almış olamaz’ diyebileceğimiz bir [...]
İslâm dünyasının kaderi “söz”le hayat arasında
Tarihteki İslâm enerjisini büyük bir medeniyet haline getiren aksiyon “söz” idi. Sözden kopuş ataleti ve dünyadan, gündelik icap ve suallerin cevabından kopuşu getirdi. Müslümanlar, kitaplarına ve ahitlerine bağlı kalmadıkları için Batı dünyası karşısında geri düştüler demiyorum, tam aksine, daha kapsamlı olarak sözle ilişkilerini âvâreleştirip, sözle insan arasındaki ara yüzeyde durmayı seçtikleri için vakarlarını kaybettiler İslâm [...]


