2001 ArÅŸivi

Medenî bir mesele: Nasıl eğleniriz?

Bu gece yılbaşı, ne yapacağız? En muhafazakârımız bile akÅŸam evine giderken 100 gram çekirdek olsun götürmez mi evine? Ertesi gün tatil, okullar kapalı; o neyse fakat çocukların kâbusu kurslar da dükkân açmayacaklar. Aile akÅŸam sofrasında bir araya gelecek, televizyon açılacak; ekranlardan odalara seviyesiz espriler, sululuklar, pavyon kalitesinde müzik boca edilecek; eski tâbirle çoÄŸumuz “PTT” yapacağız: [...]


Saç jölesi ve Tanpınar!

Günün yükselen burcu Tanpınar. DoÄŸumunun 100. yılı, Tanpınar’ın kitapları için bir “ba’s”ü bâ’del”mevt” heyecanı ve bereketine sebep oldu. DoÄŸum ve ölüm yıldönümlerinde hatırlanmak bizde her fikir adamına nasib olmaz. Yapı Kredi Yayınları’nı iÅŸbu “edebiyat arkeolojisi” baÅŸarısı sebebiyle tebrik eder, himmetlerinin devamını dileriz. Tanpınar’la ünsiyetim üniversite yıllarına tesadüf ediyor; 70′li yıllarda Tanpınar “yükselen deÄŸer” deÄŸildi ama [...]


Rejimin selameti için peçenizi çıkarın!

“1 Ocak 2002′yi hangi partiyle karşılayacağınıza karar verdiniz mi? Belki 20 bin kiÅŸilik bir partiye katılmak için, belki de yeni yıla yeraltında girmek istersiniz!; sayfa 11′de”. Gazete dediÄŸin böyle olmalı bire; Türk halkının zihninde günlerdir büyük bir muamma halinde tepinip duran “Yılbaşı sendromu”nu aÅŸmak için bakalım ne alternatifler göstermiÅŸler? 11. sayfayı açıyoruz: ManÅŸet müthiÅŸ: “Yılbaşına [...]


“Abiyane” bir habere dair

ManÅŸette gerdan titretip göbek atmanın, kalça kıvırıp “rampi rampi” tempolarıyla ince bel figürleri sergilemenin nasıl bir ÅŸey olduÄŸunu artık biliyoruz; Hürriyet gazetesi, basın dünyasındaki kıdemine ve “ağırlığına” yaraÅŸmayan bir tiz sevinç edasıyla geçtiÄŸimiz çarÅŸamba günü müjdeyi verdi: “Failatün failün dönemi bitiyor”. Haber manÅŸet haberi ama aslında hepsi bir paragraftan ibaret, üstelik mahreci de belirsiz; “Bakanlık” [...]


Rivaldo’dan, Gima’ya insan emeÄŸinin üst sınırı

İnsan emeÄŸine, bütün dünyada geçerlilik kazanacak bir üst sınır koymak ÅŸarttır; alt sınırın belirli niteliÄŸine karşılık üst sınırın “fuhÅŸ”a kadar tırmanabilmesi engellenmeli, sıradışı kalitedeki emek, sıradan emeÄŸe nazaran makul nisbette endekslere baÄŸlanmalıdır Ankara’yı ilk defa 1970 yılında görmüştüm; ecnebi filmlerde gördüğümüz arkaplan bilgileri haricinde asrîlik namına bildiÄŸimiz ve tahayyül ettiÄŸimiz her ÅŸey Ankara’daydı. O günlerde [...]


Limonda sarı, marulda yeşil

Hamdolsun bu yıl da Ramazan’a eriÅŸtik ve onun emsalsiz iklimini nasibimiz kadarıyla yaÅŸadık; bunun için bayram etmeye deÄŸer elbette. Ramazan’ın bittiÄŸini gecenin bir yarısında kapıya dayanan davulcu ihsas etti; bahÅŸiÅŸ istiyormuÅŸ. “Âdette bu hesap bayram sabahında kapatılır” diyecek oldum. “AÄŸabey” dedi, “muhit geniÅŸ; bayram sabahı her tarafa yetiÅŸmek zor oluyor, üstelik tatilciler, misafirliÄŸe gidenler…”. Memleketin [...]


Ortaoyunu bitti

İlkokulların birinci sınıflarındaki çocuklara isimlerle nesneler arasındaki baÄŸlantıyı kurabilmeleri için öğretmenler, uzaktan rahatça okunabilecek ÅŸekilde kapının üstüne kapı, karatahtanın üstüne karatahta, pencerenin üstüne pencere yazılı kağıtlar asarlar. Modern iletiÅŸim araçlarının muhatabı olan kamuoyuna da aynı ÅŸekilde “tıfl—ı ebcedhan”, yani okuma çağındaki çocuk gibi davranılması ilginçtir. Kitle iletiÅŸiminde isimlerle nesneler arasındaki anlam baÄŸlantısı imajla pekiÅŸtirilir ve [...]


Sığlık

Taliban’ın tahmin edilenden önce ve ÅŸaşırtıcı bir dirençsizlikle teslim bayrağını çekmesi, Türk medyasının sırça saraylarında “konuÅŸlanan” bir kısım “yeni dünya düzeni” taraftarının ruhundaki fırtınayı yatıştırdı ve duygularını tahlil etmekte turnusol kağıdı vazifesi gördü. Bu zevat bir süre önce nüfus kağıtlarında yazılı “din” meÅŸruhatından ve ondan daha elim ve vahim olmak üzere medeniyetler klasmanında “İslam” baÅŸlığı [...]


Parçalanmışlık içimizde!

Gazete sayfaları ve ekranlardan taÅŸan dini yayın bolluÄŸu, “Ramazan’da olur böyle ÅŸeyler” mantığına sığınıyor. Aynı mantık, bayram ertesinde gazete okurunun veya seyircinin aynı nitelikte yayına talip olmayacağını varsayıyor. Ramazan günlerinde gazete ve televizyonların dini yayınlara ağırlık vermelerinde son derece bariz bir yorum vurgusu seziliyor; “Din, belirli zamanlara mahsus bir süreçtir ve doÄŸru zaman, doÄŸru kapsam [...]


“Soru”ların hanımefendisi: Nuriye Akman ve 4 eseri

Sorulacak suali kalmayanlar herşeyi bilenler değillerdir; kendilerini teskin eden cevapların sathında yeni sual kıymıklarını hissedemeyecek kadar dikkatlerini kaybetmişlerdir sadece Maddi mânevi bütün birikimimiz aslında keşif, icat, araştırma, tahlil veya derinlemesine teemmülün değil de, tam zamanında, doğru istikamete yöneltilmiş, meseleyi kaplayan ve kapsayan soruların eseridir desek mübalağa etmiş olur muyuz? Soru sormak, mesele sahibi olmaktır; cevabın [...]