1998 ArÅŸivi

Gazete manşetlerinden tarih kayıtlarına

Yeni baÅŸbakan namzedimiz Yalım Erez Bey, “UzlaÅŸma arıyorum” cümlesi ile manÅŸetlere geçti. Bu söz, sıradan lafların sıra dışı dönemlerde oldukça garip anlamlar omuzlayabildiÄŸine güzel bir örnek teÅŸkil ediyor. Sadece koalisyon deÄŸil büyük bir ulusal uzlaÅŸma aradığını ifade eden baÅŸbakan namzedimiz, parlamentonun yanı sıra “işçisi, iÅŸvereni, çiftçisi, köylüsü, emeklisi ve memuru ile” büyük bir uzlaÅŸma aradığını [...]


Bağımsız Türkiye!

CumhurbaÅŸkanı Sayın Demirel’in büyük ızdıraplar pahasına Olemp’ten ateÅŸi çalarak insanlığa sunan Prometheus’u hatırlatırcasına demokrasi ve amme menfaati uÄŸruna büyük çileler çekiyormuÅŸ intibaı vermesini bir türlü makul bulamıyorum. Hükümeti kuracak imkanları ararken “mümkün” yerine “muhal”i zorlamasını anlamakta da mazurum ve hükümet iÅŸlerinden söz ederken yüz hatlarına çöken kaygılı çizgilerle sayın devlet baÅŸkanımızın takdir hakkını kullanırken yaptığı [...]


“Haçan pu herkese pir ters olsun!”

Telefon dinlemenin, özel hayatın mahremiyet sınırlarını ihlal etmenin, haberleşme hürriyetinin çiğnenmesinin anayasa tarafından teminat altına alınmış bir temel hak olduğunu epeydir unutmuştuk; birdenbire hatırlayıverdik; iyi oldu. Telefon görüşmesini ihtiva eden kasetteki kişiler bir medya yöneticisi ile bir bakan yerine başka kişiler olsaydı bu derece hassasiyet yaratır mıydı? Türkiye aylardan beri kanun dışı yollarla kaydedilmiş kasetleri, [...]


“El çek tabib el çek yaram üstünden…”

14 Mayıs 1950 seçimlerini Demokrat Parti’nin seçim beyannamesi veya partinin ilk yüz gün içinde yapmayı tasarladığı icraat programı kazanmadı; Demokrat Parti bir fikir partisi de deÄŸildi: CHP karşısında DP’yi açık farkla iktidara taşıyan temel saik, o an içinde yaÅŸanılan “durum”du. Bir baÅŸka ifadeyle seçimi DP kazanmadı, CHP kaybetti. O günden bu yana DP ile baÅŸlayan [...]


Modern teknolojinin taÅŸ devrinde miyiz?

Modernizme karşı tepkimizi hiç bir zaman teknolojiyi reddetmek suretiyle ifade etmeyi düşünmedik; hattâ Çanakkale’de “garbın cebîn—i zâlimi” ile diÅŸdiÅŸe geldiÄŸimiz o kanlı boÄŸazlaÅŸmada bile çelik kalelerini deryâda yüzdürerek siperlerimize ölüm yaÄŸdıran “tek diÅŸi kalmış canavar”a karşı Krupp çeliÄŸinden dökülmüş cehennem toplarıyla karşılık vermiÅŸtik. Teknoloji üretme yarışında havlu attığımız XVI. yüzyıldan beri transfer, iktibas, taklit, adı [...]


“GAK!”

“Mikrofon esrikliÄŸi” diye keyif verici bir alışkanlık türü var ki, ona ne YeÅŸilay karışıyor ne de Narkotik polisi. Önceden ne söyleyeceÄŸinizi iyice ölçüp biçmiÅŸ olsanız bile sizi dinlemeye hazır kalabalıktan yüksekçe bir yerde duran mikrofonun önüne geçip monoloÄŸa baÅŸladığınızda, ses yükselticinin trafosundan sinsice yayılan “mikrofon esrikliÄŸi” virüsü, evvela kana daha sonra beyin hücrelerine sızarak kontrol [...]


Kar, sis ve gece

Toprak, yaz güneÅŸinden emdiÄŸi sıcaklığın tesiriyle henüz direniyor; ama ne kadar dayanır bilinmez. Bu satırları yazarken penceremin çerçevesinde hayli zamandır özlediÄŸim bir tabiat hadisesinin kendi diliyle göklerden yere indiÄŸini fark edip çocuklar gibi sevindim; kar yağıyor! Åžimdilik sadece ÅŸehri çevreleyen yüksek tepelerde tutunabilmiÅŸ gibi; ama böyle yaÄŸarsa tez zamanda sokakları yeni bir kar neÅŸ’esiyle beyaza [...]


“Hakikatin kilosu kaça gidiyor Ali’m?”

Sonunda Reha Muhtar bile Türkiye’nin “tuhaf bir dönem”den geçtiÄŸini fark ettiÄŸine göre vaziyetimiz bu defa gerçekten “garib’ül-acib” demektir; ekranda “Sibel Can 27 saatten beri gözaltında tutuluyor.” spotunun, trafik sinyal lambası gibi yanıp söndüğünü görünce benim de yüreÄŸim aÄŸzıma gelmedi desem yalan olur. Bu satırlar kaleme alınırken ünlü ses, sahne, dans ve show sanatçımız hala gözaltında [...]


Toz duman dağılırken

Siyasi partilerin varlık sebebi, halk arasında mevcut bulunan siyasi eÄŸilimleri temsil etmektir. Bu açıdan bakıldığında siyasi partilerimizin aslında neyi temsil ettiÄŸi berrak görünmüyor; çünkü ÅŸahsi kanaatime göre Türkiye’de siyasi hayat ÅŸu anda siyasi içtihatların temsilinden çok bizatihi siyasetin, siyasi iklimin varlığı-yokluÄŸu üzerine kilitlenmiÅŸ haldedir. DoÄŸrusu bu durumda partilerimizin siyasi içtihat ve üslupları, ayırt edici vasıf [...]


Mimar Sinan yaşadı mı?

Son günlerde Mimar Sinan hakkında iki önemli yazıyı birkaç gün aralıkla okuma fırsatı buldum. Önce aziz dostum Mustafa ArmaÄŸan’ın “Sinan’ın Kafatası”nın nerede olduÄŸunu gündeme getiren iki makalesinin ardından mütefekkir mimarımız Turgut Cansever Bey’in Sinan’ın mimarlığını konu edinen hayli hacimli bir takrîzini okumak bahtiyarlığına eriÅŸtim. Aynı günlerde NTV’de yayınlanan “Leonardo” belgeselinin bir bölümünü seyrederken yeniden “Mimar [...]