1996 Arşivi
İçinizdeki çocuğa da “iftarlık” almayı unutmayın!
Kış ikindisinin saltanatı nedir ki; hele oruçlu demlerde öğlenin abdesti kocamadan kapıya dayanıveren ikindi zamanları, biraz da tatlı iftar telaşlarının heyecanını beraberinde sürükler; çarşı-pazarda alışveriş hizlanır, yollar kalabalıklaşır ve kış güneşi kirli sarı zeval püskürtülerini batı ufkuna doğru dürerek karlı dağlara yaslanır: Zevk-i âcizanemce orucun en cümbüşlü zamanlarıdır; kitap saatidir. Her şahsi kütüphanede, salim ve [...]
“Er Kişi”nin ölümü
“Beyim, bu nice seferdirki ihtiyâr ettin? Uzun boylu, pehlivan yapılı, sarışın ve yakışıklı bir adam; alnına dökülen uzun ve sarı saçlarını iri pençeleriyle tarayarak arkaya atan, dolgun çehreli, yuvarlak çeneli, yeşil gözlü bir erkek güzeli; spor giyimli ve bıyıksız. Yıl 1967. Din dersi öğretmenimiz Selçuk Eraydın. Pehlivanlığı olduğunu kendisi mi söylemişti, biz mi yakıştırmıştık hatırlamıyorum; [...]


