1996 ArÅŸivi

Arabada tam beÅŸ kiÅŸiydik!

Ancak ciddi bir pazarlama ÅŸirketinin gösterebileceÄŸi bir ihtimamla ve gün be gün servise sunulan bilgi ve belgelerle ratingi yüksek tutulan Susurluk hadisesi iki aydan beri Türkiye gündeminin baÅŸ köşesini iÅŸgal ediyor; vaziyet öyle vahim bir noktaya eriÅŸti ki adam yokluÄŸunda yazarlık postuna kurulmuÅŸ biri sıfatıyla Susurluk’tan bahsetmedigim için manevi bir eza hissetmeye baÅŸladım. İtiraf etmeliyim [...]


Türkçenin Kur’ani belkemiÄŸi

Hikaye çok malum ve meÅŸhur: Okuma yazması olmayan, tahsil görmemiÅŸ bir Anadolulu hemÅŸehrimiz hacca gitmiÅŸ. Dönüşünde konu komÅŸu, akraba, tanıdık ziyaretine gelmiÅŸler; bir müddet sonra söz, “Neler gördün hacım hele anlat bakalım.” faslına düşünce hacıemmi kendi gözlemlerine nazaran en mühim bulduÄŸu hadiseyi anlatmaya baÅŸlamış: -Mübarek yerde ezan Türkçe okunuyor, namaz Türkçe kılınıyor, Kur’an Türkçe okunuyor, [...]


Cümlemiz, “cümle”yi yeniden keÅŸfetmeliyiz!

Lisan meselesi hakkında tartışırken galiba çok önemli bir ayrıntıyı hep ihmal ettik; kelimeler ve onların karşılıklarına dair mütalaa yürütürken cümleyi unuttuk. Yakın tarihimize “uydurmaca” ismiyle damgasını vuran bu münakaÅŸada kendimizi taraf hissederken lisanı, tek tek kelimelerden ibaret sayan öyle bir önyargıya kapıldık ki “cümle” fikri arada unutuldu gitti. Shakespeare’in ünlü eserinde Polonius “Ne düşünüyorsunuz efendimiz?” [...]


Gelir dağılımı!

Bir yazıda veya tartışmada istatistiki verilerden hareket etmek, fikre önemli bir kolaylık saÄŸlar. Böylece ileri sürülen düşüncenin koruyucu zırh içine alınması temin edilmiÅŸ olur! “Ne yapalım istatistiki verilerden çıkan sonuç bu” ifadesi artık bir savunma silahıdır! İstatistik çalışmalarının bazı seçilmiÅŸ, belirlenmiÅŸ deneklerden hareketle muhtemel neticelere ulaÅŸmak istedigi bilinen bir gerçektir. Ülkenin iktisadi ve sosyo-kültürel açıdan [...]


“-O vahim boÅŸluk!”

“Türkçe ile ilim yapılamaz” yavesi -haber doÄŸruysa- bu defa hayli yetkili bir ağızdan bir kere daha tekrar edilmiÅŸ; “söyleyene deÄŸil, söyletene bak” demeli; Türkçe’yi ilmi faaliyet icin kifayetsiz görenler, yabancı dille eÄŸitim verme budalalığını gösteren kurumlara deÄŸnekçilik yapmak gibi bir ticari niyet içinde deÄŸillerse bu defa kendi aczlerini itiraf ediyorlar demektir. Evvela önemli bir nokta [...]


Hepplewhite tarzı mobilya üzerine yeni bir tez

“Mobilyasızlık üzerine yeni bir tez” baÅŸlığını taşıyan yazı, bu sütunlarda çok deüil henüz beÅŸ ay once yayınlanmıştı. Bu yazıda “desinler” temennisinden çok, “bizde yok demesinler” endiÅŸesinden kaynaklanan mobilya tüketim tarzını -aklım sıra- tenkid etmiÅŸ, eski ev düzenimizdeki sadelik fikrini hatırlatmaya çalışmış, evlerimizi istila eden ve üstelik üç-beÅŸ senede daha yenisiyle deÄŸiÅŸtirmek zorunda kaldığımız eÅŸya kalabalığından [...]


Perihan Hanım!

İstanbul’un henüz birbirinden ayrı dünyalar halinde yaÅŸayan zevk ve kültür iklimleriyle parçalanmadığı günlere gidiyoruz; caddelerinde ağır ve kalantor Amerikan arabalarının azametli görüntüsünden utanır gibi tenha ve mahcup seyrettiÄŸi, balıkçı kahvesindeki gramofonla en ÅŸatafatlı gazinolarda aynı ÅŸeyleri terennüm eden naÄŸmelerin uçuÅŸtuÄŸu, BoÄŸaz baliklarinin bir ekmek fiyatına fukara sofralarını bile teÅŸrif edebildiÄŸi bir İstanbul için kapatın gözlerinizi. [...]


Mucizeler mevsimindeyiz

Eylül, kimileri için senenin her mevsimine ve zamanın her anına serpilmiÅŸ bir veda iÅŸaretidir. Yaz aylarının hayatı, tabiatı ve yaÅŸama arzularını tutuÅŸturan enerjisi, eylül kapılarında insana “vade” fikrini, zarif fiskeleriyle hatırlatır; güneÅŸ, denizleri bile ısıtan heyecanını ansızın bir nebze pörsümüş bulur. Yapraklara özsuyu taşıyan kılcal damarlarda canlılarin mutlaka zevali yaÅŸayacaklarına dair kaçınılmaz haberler gezinir. Bitkileri [...]


“Mobilyasızlık” üzerine yeni bir tez

Aslında yeni bir tez deÄŸil de, “fıtrata dönüş” demek gerekirdi; ne var ki agusunda asırlardan beri yaÅŸadığımız evlerimizden utanç duymaya, yani mekanı duzenleme ve ona efendilik edebilme kabiliyetimizden şüphe etmeye baÅŸlayalıberi insanı fitratına davet eden her ikaz yeni gibi görünüyor. Herkesin bildiÄŸi ÅŸeyleri tekrarlayarak canınızı sıkmak niyetinde deÄŸilim ama bizim eskiden bir “mekan” telakkimiz vardı. [...]


Dede’yi anlamak mümkün mü?

MüziÄŸe karşı ilgili sıradan bir lise öğrencisinin zihninde Dede Efendi Yılı nâmına nasıl bir çentik açılacağını anlamaya çalışıyorum; tahminime göre bu yıl müddetince Dede Efendi Yılı’ndan onun hissesine düşen pay, devlet televizyonunda verilen birkaç konser ile gazetelerin kültür sayfalarında yayınlanan birkaç yazıdan ibaret kalacaktır. Sıradan bir öğrenciye asıl yaraÅŸan davranış, 1996 yılının Dede’ye ithaf edildiÄŸinin [...]