Yargıya saygı göstermeliyiz

Peşinen herkesi ikaz ediyorum: Yargıya saygı göstermeliyiz! Köylülükten çağdaşlığa geçmek için hiç gayret göstermeyip, kılını bile kıpırdatmayan kara kalabalıklar bunu anlasalar iyi olur. Yargıya güzelcene saygı göstermeli ve gerisine karışmamalıyız; bizim görevimiz budur.

Yargı kararlarının arkasına dolaşarak bürokrat tavlamaya kalkışmamalıyız. Hukuka uymayan işlerimizi yürütmek için küçüklü-büyüklü bürokratlara rüşvet vermemeliyiz, zaten almazlar. Böyle şeyler de görülmüş değildir zaten.

Seçim kazanamadığımız halde siyasi iktidar yapılarında borumuzun ötmesi için yargı kuruluşlarıyla, hâkimlerle el altından, kapı aralığından, pencere kıyısından özel ilişki ve ittifaklar kurmaya kalkışmamalıyız; beğenmediğimiz siyasi kuruluşlara karşı hiç de âdil olmayan kumpaslar kurmak için yargı mensuplarıyla ideolojik ve sempatik yakınlıklarımızı kullanmamalıyız. Ayıptır.

Büyüklerimizi saymalı, küçüklerimizi korumalı, dişlerimizi günde en az üç kere yukardan aşağı, sağdan sola ve çaprazlama olarak en az otuzar fırça darbesiyle fırçalamalıyız.

Ellerimizi temiz tutmalıyız; sabun diye bir şey vardır; ellerimizi sık sık sabunlamalı, şahsi temizliğe itina etmeliyiz.

Okuma-yazma öğrenmeli, aydınlanmalıyız; zararlı yayınları okumamalıyız. Güzel ve cici kitaplar (bkz. Batı klasikleri) okuyarak fosfor yutmuş gibi içimizi çağdaş uygarlığın ışığıyla doldurmalıyız; öyle ki, okumadığımız zamanlarda bile -meselâ uykuda iken- edindiğimiz güzel fikirlerin fosforlu ışığı ağzımızdan, kulaklarımızdan, burnumuzdan çıkarak etrafı ışıl ışıl yapmalıdır. Aydın insanlar derilerinden fışkıran ışıkla tanınırlar.

Haa, laikliği de korumalıyız; laiklik, agnostiklik gibi bir hayat tarzıdır ve bir türlü tarif edilemez bir şeydir; her ne kadar tarifi yasak ise de güzel bir şey olduğu muhakkaktır.

Mahkemeler bağımsızdır; yargı kararları kutsal değilse bile en azından mukaddestir; nihai karar safhasına kadar tartışılması caiz değildir; nihai kararın ne zaman oluşacağına ise yargı karar verir.

Öyleyse yargıya saygı göstermeliyiz; “kurumsal saygı görmek isteyenler, bunu kararlarıyla inşa etmelidirler” gibi tehlikeli fikirler hukuka aykırıdır. Biz yargıya evvela saygı göstermeli, gerisine karışmamalıyız.

Yargı kurumlarına dışardan kötü fikirli kimseler sızmamalı, yargı makamları kadrolaşmaya alet edilmemelidir. Yargı, Adalet Bakanlığı’ndan ayrılmalı, bağımsız bir bütçesi, özel bir personel rejimi olmalıdır. Bu konuyu düzenleyecek yasama faaliyeti, yasama uzvuna bırakılmayacak kadar önemlidir. Zaten yasama organı 80 küsur yılda devletin elli ton altınını havaya savurarak mukabilinde ülkeyi berbad etmiştir. Eğer yasama kararlarını düzelten yargı kararları olmasaydı hâlimiz nic’olurdu?

Evrensel hukuk, AB hukuku diye bir şey yoktur, bunlar lâftır. AB bize karışamaz. Biz vaktiyle millî hukuk sistemimizi zaten Batılı hukuk külliyatından tercüme etmiş filan değildik; onlar bize gökten özel bir zembille inmişti. Batılılar bizim iç işlerimize karışamaz ama biz çağdaş Batı uygarlığı hedefinden şaşmamalıyız. Öyleyse Batılılar şaşkındır; nitekim biz interneti aldık, Youtube’ı kapattık. Zararlı konuşmalar yapıldığını tesbit edersek bütün telefonları da kapatırız, kimse karışamaz.

Adalet, sokakta ağzını açarak aval aval vitrinleri seyreden adamın hakkında fikir yürütebileceği bir kavram değildir, bilakis adalet, sadece yüce yargının yorumuna tahsis edilmiş, basitlik ve sıradanlıktan uzak, ince ve karmaşık özgül ağırlık faktörlerine dayalı derin bir kavramdır; dolayısıyla yargıya güvenmeli, günde beş öğün saygı göstermeliyiz. Yargıya saygı göstermeyenlerin âkıbetini öğrenmek isteyenler, burada listesini sunmama imkân bulunmayan birtakım yargı kararlarını hatırlayarak titreyip kendilerine gelebilirler.

Ahmet Turan Alkan - 12 Mayıs 2008

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=688217

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (4 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

elleri sabunlamalıyız… “temiz eller”e sahip olmalı, italyanları örnek almalıyız. Onların sabunları iyi temizledi manasına…

Fazla yoruma ihtiyacı olmayan bu hicivli yazısı için ustamıza teşekkür ediyorum.

Sayın Alkan, uğraşıyorum uğraşıyorum olmuyor. Büyüğümsünüz (her anlamda), nasihatınıza kulak vermek istiyorum, yine olmuyor. Agnostik yaklaşma moduna geçmeye çalışıyorum. Hiç olmuyor. Acaba, diyorum, ben yargıya saygı duymuyor muyum?

Hani bazen kendimi aval aval vitrinlere bakarken yakalıyorum.

Yasama-yürütme-yargı kombinezyonunda ne anlatılmak isteniyor anlayamıyorum. Gerçi sıralamaya bakılırsa son söz yargının demek isteniyor olabilir.

Olmuyor işte olmuyor, saygı duyamıyorum ama haklı yanınızı da görüyorum. Bu “kavram(a)lar” sıradan ve basit kişilere yasak edilmeli. ADALETİYLE, HAKKIYLA anlayamıyoruz ki…

bu konuda Vesayet söz dinler ama kızından şüpheliyim açıkçası. onu da ikna odalarında falan bir hal yoluna koyarız zahar.

Üniversite hocası olduğunuzu öğrendim ve daha çok üzüldüm. Baştan aşağı, art niyetinizi ironi tarzında karalamaya çalışmmışsınız. Bu tarz, sizin yazarlığınızı tartışmak istemeyenler için gülümsetici -bile- olabilir. Ama hocam sizin “yargıya güven konusu” ile dalga geçmeye yetecek derinlikte bilgi sahibi ol(a)madığınız ziyadesi ile belli oluyor. Kendi fikr-i sabitinizi o kadar açık belli ediyorsunuz ki, yazının akışında “hiciv” veya “mizah” kırıntıları bulanların epey çabaladıklarını sanıyorum. Bence siz, “yargıya güvenin, hahaha…” yazsanız yeterdi.

Bakılan pencere önemlidir. Amacım gülmek olsa, gülmek için mizah ya da hiciv arasam “ahmetturanalkan.net” adlı sitede bulunmazdım. Komediye gönül bağlardım. Bence herkesler de öyle yapmalı.

En azından kırıntı mırıntı aramıyorum…

Yargı (ve diğer kankaları) bir milleti ayakta tutan değer ve yargılarıyla, insanıyla, yaşayşıyla, kültürüyle hele ki inancıyla eşşek sırtında dalga geçiyor, bir kısım da buna çanak tutuyorsa; bu kesimlere art niyetini “SEVİYELİ” ironiyle karışık bir dersle anlatabilenlere saygı ve sevgi duyarım.

Hatta ben tüm bunların üzerine artı (+) niyetliyim dahi…

Bakın, çok derin: “kargaya güvenin, hahaha…”

bahtiyar selçuk’un aksine hiç bir art niyet bulamadım ama evet ironi mevcut, buna sayın Alkan bile itiraz etmez herhalde.
bende çok isterdim adam gibi bir yargımız olsunda bizde ona sonuna kadar itimat edelim. bu bir idealdir ve hala içimizde bir yerlerde yaşar “yüce türk adaleti”.
ama gel gör halkına “ayar” çekmeye kalkışmaktan bıkmamış, usanmamış,kendi çıkarlarını halktan üstün tutmuş bir bürokrasi ve yargıya güvenmiyorum, güvenemem. adalet herkes için gereklidir.birilerini yada bir kısım zümreleri korumak kollamak için değil.

Saygı gösterilmesi gereken “yargı” konusunda şüphelerin uyanmasının suçlusu ne halk ne de Ahmet Turan Alkan’dır. “Hukuk”a saygısızlar, suçlarının günahlarının ortaya çıkmasından korkanlardır. Ancak artık “yargı” deyince hemencecik ilk aklımıza gelen kurum, bir hukuk savunucusu olmaktan uzak görünmektedir. Halkın seçtikleri yerine “birilerinin” atadığının üstün kılındığı yargı, hukuki midir? Atananlar, seçilenlerin ve seçenlerin üzerinde tam hakimken, güvenilmesi gereken nedir? Vicdan sahibi, demokrat, hakiki hukukcularımız olsun, o zaman bu hukuka itiraz edenleri ayıplayalım. Şimdi değil…

Sizin Yorumunuz

(gerekli)

(gerekli)