Yahu bir bayrak; aman bir bayrak!
İşte o an: Elvan 5000 metre yarışını ikincilikle tamamlamış; on bin metreden sonra kazanılan bu madalya çok değerli, çünkü bizde az bulunur bir özelliğin, yani devamlılığın, azmin ve yoğunlaşmanın işareti.
Yarış bitiyor; birinci ve üçüncü gelen Etiyopyalı atletler sevinç içinde birbirlerini kucaklayıp tribüne doğru yürüyorlar ve o malum sahne tekrarlanıyor. Etiyopyalı seyirciler, kızlara ülkelerinin bayrağını uzatıyorlar, onlar da bayraklarını açıp dalgalandırarak seyircileri selamlıyor. Elvan sağa sola bakıyor yok; tribünlere göz atıyor tık yok. Yahu bir bayrak; Türk bayrağı!..
Hani şu harcıâlem zamanlarda bile çarşı-pazarda işportacıların kucağında satışa sunulan bayrak. En kıytırık ve kofti futbol maçlarında bile vara-yoğa salladığımız, siyasi parti mitinglerinde yerli-yersiz boy gösteren ve karşı fikirde olanlara “biz bu ülkeyi sizden daha iyi severiz ulan nâmertler” diye tehdit unsuru gibi kullandığımız bayrak. Vaktiyle vatan edindiğimiz bu topraklardaki milli mevcudiyetimize hâlâ inanamadığımızı elâleme göstermek için aziz memleketin en manzaralı yerlerine rekz ettiğimiz bayrak. Yahu tam zamanı, tam yeri, tam vesilesi; Elvan’a bir bayrak, bir Türk bayrağı…
Kızcağız şaşkın, mahzun, mükedder. Birinci ve üçüncü gelen Etiyopyalı hemşehrileri, olimpik nezaket gösterip bizim gariban Elvan’ı kutlamıyor bile. Sonradan okuduğuma göre, kenardaki Etiyopyalı seyircilerinden biri Elvan’a Etiyopya bayrağı vermek istemiş; Elvan almamış.
Kenarda, o anda, yarışın bittiği finiş çizgisi civarında bir Türk seyircisi yok demek ki; anlamı şu: Dünyanın en münasebetsiz yerlerinde isbat-ı vücud eden aziz vatandaşlarımızdan biri bile yok orada…
İçerde iç düşmana bayrak sallamaktan yorulan vatanperverliğimiz, dışarda, tam da gerekli olduğu anda ve yerde orta boy bir bayrak bulundurmak basiretini gösteremiyor. Türk bayrağını fuzuli tasarruftan ötürü -istismar demeliydim aslında- nasıl tükettiğimizin fotoğrafı.
Her neyse, olimpiyatlar bitti, babaannemizin futbol ligi başladı; olimpiyat pistlerinde tedarik edemediğimiz bayrağı artık stadyumlarda vara-yoğa sallar, komşu semtin takımına karşı psikolojik üstünlük kurmaya çalışırız. Aziz ülkemizin en yüksek yerlerine dikeriz onu; dağlara taşlara nakşeder, Türklük düşmanlarına gıcık veririz.
Akşam Gazetesi yazarı Deniz Gökçe yazdı. Amerikalı David Chambers diye bir işadamı, bizim gibi ülkelerin “milli gurur” psikolojisini çözüp dolara dönüştürmeyi başarmış. Mister Chambers bayrak direği ve bayrak imalatındaki açığı fark edip sektöre balıklama dalarak önce Meksika Ordusu’na, ardından Abu Dabi’ye direk satmaya başlamış. 123 metre. Ardından talepler yağmaya başlamış: Ürdün’ün sipariş ettiği direk 127 metre, ardından 131′lik bir direk daha. En büyük direk yarışmasına Türkmenistan 133′lük siparişle katılmış, bugünlerde ise Bakü’ye 162 metrelik direk dikmekteymiş Mr. Chambers. Siparişleri kabul ederken, öncekinden 1 metre daha büyüğünü yapıyormuş Mr. Chambers; bir nevi açık artırma stratejisi yani.
Deniz Gökçe şöyle diyor: “Şimdi gelelim işin en ilginç yanına! Son dönemde Bay Chambers üç ayrı yerden daha sipariş almış. Sizce bunların arasında Türkiye var mı?” ve devam ediyor: “Evet, doğru tahmini yaptınız ve kazandınız! Türkiye, Kazakistan ve Tacikistan’dan direk ve bayrak ‘delegasyonları’ Chambers’i Türkmenistan’da ziyaret edip sipariş pazarlığı yapmışlar! Yaşasın direğe dayalı milliyetçilik! Tabii bizim direk en büyük olmalı!”
Elvan kızımız üzülmesin; en mânidar anda ve yerde ona küçük bir bayrak veremeyebiliriz ama bu millet icab ederse kumaşı has atlastan, gönder ipi ibrişimden, direği altından olmak üzere dünyanın en büyük bayrağını yapar ve Guinness rekorlar kitabındaki yerini alır.
Düşmanlarımızın da korku ve haşyetten dudakları uçuklar!
Ahmet Turan Alkan - 25 Ağustos 2008
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=729782
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.
Yorumlar
Değerli hocam sizin makale ve kitaplarınızı devamlı takip ediyorum. Bütün dediklerinizin altına imzamı atıyorum.Saygılarımla
Hocam, bıyık altından güldürürken bi yandan iğnelemeyi de çok güzel yapıyorsunuz, ne desek az, Allah başımızdan eksik etmesin sizi :)
Şimdi gel de gıraham fuller ve taifesi ki onlar kendilerini iyi pek iyi bilirler,dediklerine kulak kabartma!
Neydi o,efenim!
Hah…
Türkiye,Türkler’e bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir.
O an ekranın önünde,hayatımda hiç olmadığım kadar kendimi dengesiz,pısırık,çaresiz ne bileyim hırt hissettim.Sanırım milyonlarca izleyici de benzer bir tarifsizlik içindeydi.
ne diyeyim,hamaset yapmayalım ama…
Utanacak olan var mıdır acaba bu rezaletten, mevzuat gereği!!!
Pardon mevzuatta,olimpiyatlara BAYRAK götürülür diye bir fasıl yoktur da ondandır arkadaşlar.
Aslında kafile komutanı,GENÇLİK SPOR GENEL MÜDÜRÜ,elbette mevzuat gereği,o an otele dönecek,merkeze posta ile talep gönderecek,ilgili daire toplanacak,neyin ne olduğuna karar verecek,karar yazılacak,yazı imzaya açılacak,muhteleen YURT DIŞI temsilciğimizden((!!!)) geldiği için ÜÇLÜ kararname gibi bişi olacak,başvekilin,ilgili bakanın ANGARAYA dönmesi beklenecek ki talep imzalansın ama di mi yani……
maykıl pelps de 8madalyayı cukka etti.
anlayana…









(4 oy, ortalama: 4.75 / 5)
Yukarıdaki yazınızı okudum ve söylenenlerin hepsine katılıyorum, bu konuyu birkaç kişi ile daha tartıştım, bayrağa verdiğimiz değer ve onun için yaptıklarımız hakkında
ve sohbetin sonunda sormuş olduğum tek bir soru evet tek bir soru bana onca sohbetin boşa edildiğini anladım, sorduğum soru şuydu , bayrağını bu denli seven kişi olarak en hayatınız boyunca kaç TÜRK BARAĞI satın aldınız, yada kaç çocuğa veya gence TÜRK BAYRAĞI nın tarihini anlatıp kendidisne hediye ettiniz . sonuçmu :) tabiki hatırlayamadı bile, bazılarıda hayır hiç almadım dedi :) tv de yada sinemada seyrettiğim her yabancı filimde kendi bayraklarını
çocuklarının odasında ve binalarının önünde takılı gördüm. Yani onlarınki bayrağını sevmek ve sevdirmek üzere iken bizde ise durum farklı, baştaki hükümete muhalif olduğumuzu belli etmek için ve ellerimizde boş kalmasın diye bayrak taşıyoruz , ve inanın bana hiçbiri kendi paraları ile alınmış bayraklar deil :) o yürüyüşü finanse eden parti yada kuruluşlar tarafından dağıtılan bayraklardır. UNUTMADAN , SİZ HAYATINIZDA PARA VEREREK KAÇ BAYRAK SATIN ALDINIZ YADA ETRAFINIZDAKİ BİR GENCE YADA ÇOCUPA HEDİYE ETTİNİZ ? LÜTFEN BU SORUMU TÜM SAMİMİYETİNİZLE CEVAPLAYINIZ… SAYGILARIMLA