“Ne götürüyorsak onu getiriyoruz”

İslamla ilgili araştırma yapan, İslami meselelere kafa yoran herkesin mutlaka Haccetmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Oraları görmek ve bu ibadeti yapmak neyi deği ştiriyor insan zihninde?

Hacc’ın iki boyutu var; ilki nefsi, yani şahısla ilgili boyutu, ikincisi toplumsal olanı. İşin şahsi boyutu hakkında bir şey söylemeye kendimi yetkili görmüyorum. Beni daha ziyade toplumsal boyutu ilgilendiriyor. Evvela İslâm alemi denilen muhayyel toplulugu, hac vesilesiyle ete kemiğe bürünmüş olarak karşınızda buluyorsunuz; davranışlarını izliyorsunuz, adetlerini, alışkanlıklarını, topluluk halinde hareket etme tarzını ve birbiriyle farklılıklarını. Bu çok öğretici bir şey. İslâm’ın şahsi ve toplumsal boyutuna ilave edilmiş bir küresel boyutun varlığını anlıyor ve “bu niçin böyle” diye düşünmeye başlıyorsunuz; böylece hac, bir müslümanın toplumsallaşmasının hatta dünya gezegeninde yaşıyan bir varlık olduğunu idrak etmesinin en pratik vasıtası haline geliyor. Dinin, demin anlatmaya çalıştığım toplumsal ve küresel boyutuna elle dokunmak imkanıdır bu. Özellikle zihni seviyede bu meselelerle ilgilenen kafa yoran herkesin, samimi olarak haccetmese bile bir gözlemci olarak orada bulunması fevkalade önemli ve değerli bana göre. İlim adamları, sanatçılar, politikacılar, iletişimciler, gazeteciler, iş adamları, bürokratlar kesinlikle bu gözlemde bulunmalı diye düşünüyorum.

Hac ibadetiyle insan ruhunu silkelemek arasında güçlü bir bağ kuruyorsunuz. Bu bağı kurmak için neler yapılmalı peki? Bunu hem ferdi hem de ictimai anlamda soruyorum.

Bu soruya etraflı cevap vermek, benim için haddimi aşmak olur; neler hissedip yaşadığımdan ima ile bahsedelirim ama onları tahlil edemem; bunu kendim için uygun da bulmam. Zira bu şahsi ve nefsi bir tecrübedir ve herkesin tecrübesi birbirinden farklıdır; bu daha önce yaşanmış hayat tecrübesi ve biriktirilmiş algılarla ilgili bir şey.

Nasip oldu, gidip geldiniz. Ne değişti hayatınızda? Hadis-i Şerifin de söylediği gibi yeni doğmuş bir bebek gibi hayata başlamak nasıl bir duygu acaba?

Kendinizi “yeniden dogmuş gibi olacagim” diye şartlandırırsanız öyle olacağından eminim. Bu arada hacc’ın, oraya kadar gidip farizalarını yerine getirebilenlere bir nevi “endülüjans” belgesi temin ettiği kanaatini taşıyanlarla beraber değilim. Bu, müslümanlara arasında yanlış telakkilere sebep olan bir yorum tarzıdır. Hacca götürülen ve oradan getirilen şeylerin tartı itibariyle farklı olduğunu sanmıyorum. Öyleyse hamuleyi gitmeden önce kontrol edip zenginleştirmek lazım.

Son olarak, sevgili hacı adaylarımıza Haccla ilgili teklif ve tavsiyelerinizi almak istiyoruz. Sağlıklı ve de gönül huzuruyla dolu bir Hacc yapmak isteyen kişi nelere dikkat etmelidir?

Hac, müslümanı fiziki planda toplumsallaştıran bir ibadet; herşey toplu halde, birlikte yapılıyor. Ahenkli hareket etmeye, yekdiğerini incitmemeye, taciz etmemeye çalışmak gereğini orada en iyi anlıyorsunuz. Asker gibi disiplinli olmaktan bahsetmiyorum, bir kamil insan gibi nazik, uyumlu, sabırlı olmanın getirdiği tertip ve uyumdan bahsediyorum. Gidenlere denir ki, “gördüğün olumsuz şeyleri unut, güzel şeyleri getir”. Tam aksine belki de haccın en mühim kazançlarından birisi, orada görülen olumsuzlukların üstüne gitmek ve onları irdelemektir bana göre. belki de bu halimizin yani bu gibi olumsuzlukların farkedilmesi için hacc bize farz kılınmıştır. Onları görecek ve halline kafa yoracağız; nezaket, temizlik ve başkalarının hakkına hürmetin ne kadar derin ve vahim bir islami mesele olduğunu belkiozaman gündemimize getirebileceğiz.

Yörünge Dergisi/Ekrem Özdemir-2004

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Sizin Yorumunuz

(gerekli)

(gerekli)