“Hayır, kesinlikle hayır!”

Ülkücüleri neden solcular yazıyor? Solcular konu sıkıntısı çektikleri için mi, yoksa ülkücüleri araştırmaya değer buldukları için mi, veya solun yazdıklarını ülkücüler aldığı için ticari bir kaygıdan dolayı mı?

“Ülkücüleri hep solcular yazıyor? hükmü benim için geçersizdir çünkü Ülkücüler, siyasi, toplumsal ve beşeri boyutlarıyla lâyık olduğu kalite yoğunluğunda yazılmadı ve galiba hiç yazılmayacak. Sol tandanslı bir kaç yazarın meseleye eğilmesi aslında bir mânâ ifade etmez çünkü bu literatür de yeterlilik göstermiyor. Sol, sağdan daha entelektüeldir ve okumaya yazmaya daha yatkındır, bu ayrı bir vakıa. Ticari kaygı meselesini de önemsemiyorum, daha mühim bir vakıa var ortada: Meseleye akademik çerçevede bakmak ve araştırmak isteyen her okuyucu, bu birkaç kitabı görmeden geçemez ve akademik çerçeveli yazılar bu birkaç kitabın hükümleri etrafında sıkışır kalır. Asıl mahzur burada bence.

Türk milliyetçilerini entelektüel ve ideolojik donanım olarak yeterli görüyor musunuz?

Hayır, kesinlikle hayır!

Milliyetçilerde aşağılık duygusu mu var? Kendilerini niye solun yazdığı kitaplardan öğrenmek istiyorlar, o kitaplara daha çok itibar ediyorlar?

“Aşağılık duygusu? gereğinden fazla sivri bir ifade ve tahlil masasına yatırıldığında derûnunda pek çok bağlı hadisenin izah edilmesi gerekir. Türk solu, sınıf itibariyle burjuvazi menşelidir ve daha doğuş yıllarından itibaren merkez medyanın içine doğmuş, merkez medya ile kundaklanmış bir fikir oluşumudur. Solda eli kalem tutan pek çok isim,. sırf ailevi ve toplumsal ilişkilerinin getirdiği avantajla medyada sütun ve sayfa edinmişler, daha önemlisi teşvik ve himaye görmüşlerdir; burada onların kötü yazar veya fikir adamı olduklarını ileri sürmüyorum, bu edepsizlik olur ama bilenler bilir, solda pekçok köşe taşı isim, basın hayatına sağ cenahtan başlamış olsalardı bugün esamileri okunmazdı. Yani pek çok sıradan isim de şöhret sahibi olmuştur bu sayede. Milliyetçiler medya evrenine hariçten gazel okuyarak ve ancak kenarından iştirak edebildiler ve dikkatinizi çekmek isterim ki milliyetçilerin bağış paraları veya öğrenci harçlığı ile çıkarabildikleri hiç bir dergi ve gazete “merkez medya? içinde tutunamadı; savrulup gittiler çünkü yukarda bahsettiğim destek onlar için asla olmadı. Dolayısıyla aşağılık duygusu kavramı, olup biteni izah etmez; bu bir mânâda taşra liselerinden yarım yamalak yetişmiş kavruk gençlerin kolej mezunlarıyla rekabetini andırır.

Milliyetçileri besleyen ideolojik kaynaklar nelerdir? Bu kaynaklardan yeterince besleniyorlar mı? Açıklarını nasıl kapatıyorlar? Popüler kültür unsurlarıyla mı gideriyorlar yani şehit cenazelerine katılım, bozkurt işareti maçlarda ideolojik ifadeler gibi?

Mesele de burada zaten; milliyetçileri besleyen ideolojik kaynakların ne idüğü hakkında ciddiye alınır bir ortak kabul yoktur ve bu ihtiyacı herkes kendi içtihat ve ufkunca halle çalışır. Henüz milliyetçilik kavramının bile doğru dürüst tarifi yapılamamıştır milliyetçiler tarafından. Mesela milliyetçilik fikri hakkında eleştirici ve yargılayıcı bir literatür bulmak zordur bu cenahta. Milliyetçi olmak temel veri kabul edilmiştir. Milliyetçiliğin siyasi planda temsili ise, Türkiye’de milliyetçilik fikrinin sağlıklı gelişmesi açısından faydadan çok zarar getirmiş görünüyor; bir fikir hareketi siyasi iktidara kilitlenmişse orada fikri meseleler fazlaca itibar görmez, fikri aksiyondan ziyade siyasi aksiyona bakılır. Siyasi aksiyon ağırlık kazanınca işin fikri tarafını sloganla, basit ideolojik amentülerinde gidermek kaçınılmaz oluyor. Olup biten de budur zaten.

Diğer sol ve islamcı hareketlerdeki entelektüel ve bilgi donanımı nasıl buluyorsunuz? Onlar ülkücülere göre daha çok mu okuyor?

Yeterli olmamakla birlikte evet; ülkücülerden daha fazla okuyorlar çünkü onların ülkücülüğe göre daha mazbut ve sağlam bir okuma programı var. Zaten bu işareti, çıkarılan dergilerden izlemek de mümkün.

Türk Haber- 2002