Pazar Keyfi
Zarif ama acımasız bir intikam şekli: Boykot
Herhangi bir yazara, (bu arada bana da), herhangi bir konuda aynı hususu dile getiren 10-20 adet e-mektup gelse dikkat çeker, “Nerede yanlış yapmışım, ne oluyor, nedir?” diye bahsedilen konuyla ilgilenmek ihtiyacı hisseder. Bu noktaya bir mim koymanızı rica ediyorum, az sonra tekrar döneceğim çünkü buraya.
Milli takımdan soğumak
Siz bu satırları okuduğunuzda milli takımımız, büyük ihtimalle Hırvatistan’a elenmiş olacak ve yine büyük ihtimâlle, güzide spor basınımızın estirdiği üfleme rüzgârla “Hiddink ne zaman gidecek, yerine kim gelecek?” meselesini tartışıyor olacağız. Bu tartışma hakkındaki fikirlerimi biraz sonra ifade etmek üzere birkaç kavram üzerinde kısaca başınızı ağrıtmak istiyorum. “Milli takım nedir?” hiç düşünmüş müydünüz?
Yine çakı-bıçak meselesi ama bu son
Yine bir soruyla başlayalım sohbetimize; insanoğlunun eliyle yaptığı, daha doğrusu el melekesini kullanarak icad ettiği ilk araç hangisidir diye sorsam ne cevap verirsiniz? Bazılarınız doğru cevabı buldu bile, hattâ hattâ, “Yine mi çakı-bıçak meselesi?” diye homurdandıklarını tahmin edebiliyorum. Evet doğru cevap; o âlet çakı-bıçak karışımı bir şey olmalıdır. Arkeoloji müzelerini dolduran yüzlerce, belki binlerce buluntu [...]
‘Linç’in lüzûmu yok!
Biz Hakkı Devrim’i iyi bilirdik; tanışıklığımız bir telefon muhaveresinden ibaretti. Geçenlerde duydum, gazetesindeki işine son verilmiş. Samimi olarak üzüldüm, velâkin hiçbir mahkeme, hiçbir kadıya mülk değil; hele basın dünyasında yılların beraberliğine dayandığı için yıkılmaz gibi görünen kıdemiyetlerin, aslında su kabarcığı kadar metâneti vardır. Belki de bu hâdisenin tesiriyle olsa gerek bir bayram gecesi katıldığı televizyon [...]
Dünyaca meşhur Türk çakısı!
Yok öyle bir şey! Ama siz bana yine de bir solukta, hiç düşünmeden şöyle sıradan bir yerli çakı markası söyleyebilir misiniz? Hafif tertip Sürmene bir tarafa, söyleyemezsiniz çünkü yoktur. Lâf tarih felsefesine gelince göçebe bir milletin evlâtları olduğumuzu, hafifçe övünerek söylemeyi biliriz ama… Göçebe dediğin belinde, cebinde, eyerinde bıçakla gezen adamdır halbuki. Bizim bir milli [...]
Çakılar ve ben
Beyazıt Camii’nin arkasındaki kaldırım tezgâhlarının arasında dolaşırken bütün dikkatim, yılların tecrübesiyle mallarını sergileyen satıcıların işportasındaki meçhul ve muhtemel “Kelepir”e odaklanmış durumdaydı. Yeni nesil kelepir kavramını pek bilmiyor; onlar her şeyin açılmamış ambalaj içinde pırıl pırıl durduğu orijinalini tercih ediyorlar. İkinci el bir ürüne, âşikâr bir küçümsemeyle, galiba biraz da iğrenerek bakıyorlar. Hani bedavadan “Al şunu [...]
Ders
Bugün eğlence, hoşça vakit geçirme yok; hocalığım tuttu, ders anlatacağım. “Aman hocam, biz okuldan çoktan mezun olduk, gazeteyi de tahsilimizi tamamlamak için almıyoruz” diyebilirsiniz ama dersle hayatın nerede başlayıp nerede bittiğini kimse söyleyemez. Dersimiz tarih; mevzu İspanya’daki Müslüman varlığının nasıl başladığı, daha doğrusu nasıl sona erdiği…
Futboldan niçin ve nasıl soğudum?
Eski okuyucularım bilirler; ara sıra kaçamaktan futbol yazıları kaleme almayı pek severdim. Kaçamak diyorum, çünkü bizim gazetenin spor servisini yönetenlerden kimse çıkıp da, “Yahu Ahmet abi, ara sıra bize futbol yazıları yazsan ne güzel olur?” demek incefikirliliğini göstermemişti (Yalnız bühtân etmeyelim, bir ara Hayri Beşer bir jest yapmıştı galiba!); ben de denk düşürdükçe önemli gördüğüm [...]
Fılaş, fılaş, fılaş!…
-Hâzımcığım merhaba; biz aramazsak arayacağın yoktur, seni vefâsız! -Aa, olur mu üstâdım, kalplerimiz beraber. Son günlerde yoğunduk biraz, ayrıca siz de meşgulsünüz mâlum, seçim işleri, kampanya hazırlıkları filan; rahatsız etmek istemedim. Ayrıca siz bir parti liderisiniz, ben bir gazeteci… -Aa, bak şimdi kalbimi kırdın. Ne demek sen şöyle, ben böyle? Biz aynı yolun yolcularıyız Hâzımcığım, [...]
Ayılana gazoz, bayılana limon
-Sayın büyüğüm, arz-ı hürmet ederim; sizinle görüşmek ne saadet, ne devlet. Ömrünüz var olsun, onurlandırdınız bizi kabul buyurmakla… -Estağfurullah canım, lâfı mı olur; geç otur şöyle, ne içersin, karnınız açsa bir şeyler hazırlasın çocuklar. -Sayenizde tokuz efendim, ömr-i devletlerinize duacıyız, bir çayınızı içeriz ama varsa… -Olmaz olur mu, beraber içeriz; benimki bergamotlu adaçayı olsun ama. [...]


