Zaman Gazetesi
Keşke…
Meral Okay’ın vefatı, basınımızın fay hatlarında ilginç ürpertilere yol açtı; sevenleri, beni de şaşırtan bir hissiyatla ardından güzel uğurlama (Nekroloji) yazıları kaleme aldılar. Vakit gazetesi ise, herhalde senaryosunu yazdığı son diziden hoşnutsuz oldukları için “O kadın” ifadesini tercih etti. Üzerlerinde yoğunlaşan ayıplama baskısından sıyrılmak için, “İşte o kadının vasiyeti” başlığıyla Meral Okay’ın öldükten sonra yakılmak [...]
Yazmamalıydım ama…
Ayşe Böhürler hanımefendi, geçtiğimiz cumartesi Yeni Şafak’ta, “12 Eylül sonrası İslamcılar”ın hâlini anlatan samimi bir otokritik kaleme aldı. Yazısının sonunu ise şöyle noktalamayı tercih etmiş: “Ahmet Turan Alkan’ın Şenlikoğlu röportajından yola çıkarak ‘İslamcılar Özeleştiri Yapabilir mi?’ yazısını okurken acaba A.T.Alkan ‘Hiç içinde bulunduğu guruba içerden özeleştiri yapabilmiş midir?’ diye sormadan edemedim. Yoksa eleştirilemeyecek kadar kusursuz [...]
Heey dostum, padişah geliyor; okey?
Entelektüel olmanın ilk raconu, ahalinin yaptığı ve mûtad edindiği şeylerden uzak durmaktan geçiyor; bu minvâlde, “Hangi diziyi seyrediyorsunuz?” sorusunun klasik cevabı şöyledir: -Dizi mi, ne dizisi; ben dizi seyretmem, çok bânâl! Tabii bu esnada yüzünüzü kertenkele görmüş gibi buruşturmanız da şart!
‘Mamanı yemezsen solcu amcalar gibi olursun yavrum!’
Eski CIA’cı Graham Fuller, Türkiye’de daha çok sol hareket görmek istiyormuş; buna daha ziyade solcular şaşıracak galiba, çünkü Mr. Fuller, 1980 sonrasında Türkiye’de CIA’nın istasyon şefi olarak görev yaparken sol cenahla arası pek iyi değilmiş. İyi ama çelişki değil mi söyledikleri? Değil elbette; Fuller’in temennisi, solcu sayısının artmasıyla değil, solun niteliği ve kalitesiyle ilgili bana [...]
Kim itti bizi bu havuza?
Suriye krizi, sakın cami avlusuna terk edilen bir bebek olmasın? Cami cemaatinin en yufka yürekli, en saf, en iyiliksever üyesine, geçici olarak teslim edilen bebeğin velâyeti, kimse sahiplenmediği için zaman içinde bizim yufka yüreklinin üstünde kalır vee… Son İstanbul toplantısından nâçizâne benim çıkarabildiğim sonuç böyle bir şeydir. “Suriye’nin Dostları”, Türkiye’ye nâzikâne, “Aman bebeğe sahip çıkmaya [...]
İslâmcılar özeleştiri yapabilir mi?
Yeni Şafak refikimizde dün, yazar Emine Şenlikoğlu ile önemli bir sohbet yayınlandı. Emeti Saruhan’ın yaptığı sohbette Emine Şenlikoğlu’nun, “Devrim yapacağımı zannediyordum” cümlesi başlığa çıkarılmış; hâlbuki metni okuyunca kasdedilen şeyin, sol jargondaki devrimden farklı bir şey olduğunu anlıyoruz; gönüllerde devrim! Şenlikoğlu, hayranlık ve saygı uyandıran şahsi mücadelesinin neticede maksadına ulaştığını kabul ediyor ama o yılların keskin [...]
Soluk kesecek kadar güzel bir kitâbenin hikâyesi
Kitap mı demeli, yoksa albüm mü; 42×25 ebadını göz önüne alırsanız bir albüm demek daha doğru. Geçen yıl yayınlanmış, Kasım 2011′de ve sadece 1000 adet basılmış. Kitap meraklılarının “Prestij” eseri dedikleri cinsten bir sanat yayını. Adı: “Yeni Câmi Çeşme ve Sebîli’nin Kitâbesi”, Yazarı M. Uğur Derman. Bu eser farklı bir şey; çünkü tamamen bir Osmanlı [...]
Trolle balık avlamak zararlı mı?
Bilindiği gibi trol, deniz dibi düzlüğünü çelik halatlara bağlı devasâ tor ağlarıyla tarayarak yapılan avcılığa deniliyor ve deniz canlılarına henüz gelişme halindeyken zarar verdiği için istisna alanlar dışında yasak. On gün önce, trol balıkçılığı hakkında bütün bilinenlerin tersini savunan bir haber okudum: Kumkapı’da bir balıkçı, yasaklı sularda trolle avlandığı için polis tarafından teknesine el konulunca [...]
Kapatmayalım, dağınık kalsın…
Bu zamanda gazete kapatmanın fiiliyatta işe yarayan bir tedbir olmadığı çok açık. Gariptir, bundan yüz sene önce de yaramazlık yapan gazeteler “tatil” ediliyordu; bundan bir asır önce de “tahdîş-i ezhânı mucib” yayın gerekçesiyle “mevkûte” kapatanlar, “memlekette matbuat hürriyeti yok, sansür var!” diye yüksek perdeden cayırtı koparan İttihat ve Terakki kabineleri de, aynı gerekçelerle gazete kapatmak [...]
Aman hacıemmi!
Doğan Erdinç ağabeyimle Firuzağa Camii önünde buluştuk, sarım-gülümden sonra ciddileşti, “Yahu duymuşsundur mutlaka, Bursa’da güzelim Ulucami yanıp kül olmuş!” demez mi? Haberim yok, olacak iş değil; üstelik Bursa Ulucamii? Doğan abi yıllarca Vakıflar’da bölge müdürlüğü yaptı; tarihî eser, restorasyon, tescil vesaire gibi mevzuat kültürüne hâkim ama hassasiyetinin tek sebebi bu değil; Nâmık Kemâl merhumun, “Bais-i [...]


