Zaman Gazetesi
Taraftarlık ‘din’ olmasın!
- Hocam, nereye gidiyor bu şike hadiseleri? – Bilmem farkında mısın Çekirge, şikeden daha kötü bir şeydir başımızdaki. Daha dürüstçesi, bütün dünyada spor ahlakının en karanlık kavramını teşkil eden şikeyi bile baştan çıkardık, eski tabirle iğfal ettik, kötü yola düşürdük. Bütün renkleri hızla kirleterek şikeye bulaşanla aklından bile geçirmeyeni aynı kirli çamaşır sepetine tıkıştırdık. Bunu [...]
Artis
Artis, “Artist”in Türkçesi. Sözlüklerde, “Sanatla uğraşan, özellikle sahne sanatı icra eden kişi” diye tarif olunan Artist, dilimizde ses ve anlam yuvarlanmasına tâbi kalarak “Artis” karşılığına sığınmıştı. Haksızlıktı tabii çünkü erkek oyuncu mânâsındaki “Actor” ile bayan oyuncu “Actress”i, “Artis” galâtında birleştirmiştik. Meselâ Filiz Akın’la Ekrem Bora ve emsâli bütün sinema ve tiyatro oyuncularının mesleğini nitelemek için [...]
Sahih ve hasen bir rivayetin semantik analizi
Hadise şöyle olmuş: Atatürk, Ressam Çallı’nın dâvetine icâbet ederek deniz motoruyla Anadolu Hisarı’na gitmiş. Hisara çıktıklarında ikindi ezanı okunuyormuş. Ata, “Gelmişken camiyi göreyim” demiş. Tam o esnada müezzin minareden iniyormuş, karşılaşmışlar. Atatürk’ün ayaküstü imtihanı sevdiğini biliyoruz; hemen müezzine sormuş, “Sen bu caminin nesisin?” O da “Hem müezzini, hem imamıyım” cevabını verince Ata, “Öyleyse tam yerine [...]
Üsküp; yani bir zamanların Bursa’sı
Memleketim Sivas, Batı Anadolu şehirleri ölçüsünde olmasa da vaktiyle hayli muhacire kucak açmış bir şehirdir. Tâ 93 Harbi’nde (1876 Osmanlı-Rus Harbi) Kars üzerinden Sivas’a yönelen Kafkasya menşeli muhacirlere, aradan kırk yıl geçtikten sonra bu defa I. Dünya Harbi’nde Sarıkamış bozgununun darmadağın ettiği Şark cephesinin mağdurları eklenmişti. Sayıca fazla olmasalar da kafileler halinde Türkiye’ye akan Balkan [...]
‘Day dur’ dayın gelsin…
Bursa Emniyet Müdürü’nün açıklamasına ne diyeceksiniz hocam; hani Bursa Kültürpark’ta akşam saatlerinde her ağaç altının yatak odasına döndüğünü görünce “Kanıma dokunuyor” demiş ya? -Benim ne düşündüğüm belli Çekirge; az-çok tahmin edersin zaten. Herhalde Emniyet müdürünü kınayacağımı beklemezsin; bilakis kameralar önünde sorumluluk sahibi bir aile babası olarak samimiyetle yakınması hoşuma gitti.
Ahlâk zehirlenmesi
Ermeni meselesi, 1915 senesinde âniden çıkmadı; evveliyatı vardır ve ayrıntısı çoktur, özetleyelim: 1878′de imzalanan Berlin anlaşması, Osmanlı hükümetini, yoğun Ermeni nüfus barındıran vilayetlerde (Vilayât-ı Sitte; yani, o günkü vilayet nizamnamesine göre Diyarbekir, Ma’muretülaziz, Van, Bitlis, Erzurum ve Sivas; bu altı vilayet bugün 30 civarında ili kapsar) mahalli reformlar yapmak ve Ermeni ahaliyi muhtemel mahalli saldırılara [...]
Kılıçdaroğlu’dan ‘uhrevî siyaset’ açılımı!
Beş gün memleket gündeminden uzakta kalmak, zihin sağlığı üzerinde güzel bir kaplıca tedavisi etkisi yapıyor. Evliya Çelebi Balkanlarda Sempozyumu dolayısıyla Makedonya Cumhuriyeti’nde önemli temas ve incelemelerde bulunmaklığım iktiza etti bir süre – bu ‘temas ve incelemelerde bulunmak’ tâbirine bayılıyorum. Pek çok önemli adamın hayat hikâyesinde böyle ibâreler vardır; meselâ, “Felân olguları yerinde izledi”, “Filan yerlerde [...]
İntikam, kan sucuğu değildir
Eh, kırk sene olmuştur herhalde, E. M. Remarque’ın Varlık’tan yayınlanan “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” romanında okuduğum o sözü, nasılsa hâlâ unutmamışım; kahramanlardan biri, ötekine “İntikam kan sucuğudur” diyor. Önce anlamadım, mutfak kültürümüzde kan sucuğu diye bir kavram yok; Avrupa’da varmış ama. Sonradan bildim ki, Türkçe’yi yine batı kültüründen geçen, “İntikam soğuk yenen bir [...]
Eşyaya ve mekâna oruç tutturmak!
Evvelâ bir açıklama: Bu yazıda bahsi geçecek “Türk evi” tâbiri, etnik ve milliyetçi bir muhteva taşımıyor; tarihi zaman içinde müesseseleşmiş, boyutlarını bulmuş, ayrıntıları oturmuş bir kültür varlığına işaret ediyor. Üstelik önemle bilmemiz gerekir ki, uzak dedelerimiz Anadolu yarımadasına geldiklerinde, burada yerleşik ve kadim esaslı bir mimarlık geleneği ile karşılaştılar ve etkilendiler. Etkilenmeleri çok tabii idi [...]
Tuzu tuzlayalım!
Evvelâ küçük bir hatırlatma notu: Emekli paşaların hâtıralarından biliyoruz: Türkiye’de darbe heveslisi askerler, meşruiyetin kaynağı diye bildikleri yargıdan, basından ve üniversite ulemâsından pek çekinir, en evvel onların tasvibini almaya bakarlarmış! Anayasa, siyasî partiler, Meclis gibi teferruat önemli değil; varsa yoksa bu üçü… Belki de o yüzdendir; zihnimde 28 Şubat’la ilgili en kötü hatıra, Sincan’da tankları [...]


