Kitap Zamanı
Merak et ne olur; oku, senin de olur!
Bu bir okuyucu mektubu deÄŸil, size garip gelecek ama “arkadaÅŸ” mektubu. “Hadi ordan, hangi zamanda yaşıyoruz, arkadaÅŸ arkadaÅŸa mektup mu yazarmış, telefonun köküne kıran mı girdi” diye düşünebilirsiniz ama vallahi-billahi mektup; e-mektup. Aklımda iken söyleyim; bu arkadaÅŸla aynı mekânda çalıştığımız için kurum içi bedava telefon hattıyla bile birbirimizle görüşebiliyor, hafta geçmeden buluÅŸup çay demleyerek ÅŸifahi [...]
Kitaplar evler duvarlar
Zihnime sûreti düşen ilk basılı yayınları hatırlamaya çalışıyorum; bunlardan ilki Şevket Rado’nun neşrettiği Hayat mecmuasıdır. Tifdruk baskı tekniği ile yayınlanan Hayat, oturduğumuz küçücük DDY lojmanının küçücük salonunda yere serilmiş.Cihan pehlivanı, defalarca olimpiyat şampiyonu efsâne güreşçi Yaşar Doğu ile ilgili bir fotoğraf; Yaşar Doğu küçücük bir çocukla boğuşur gibi yere uzanmış, çocuk da babasını sanki tuş [...]
Ciddiye alınması gereken bir Cemil Meriç eleştirisi
Dücane CündioÄŸlu’nun, ‘Bir Mabed Bekçisi’ ve onun hemen akabinde yayınladığı ‘Bir Mabed İşçisi: Cemil Meriç’ adlı çalışmaları üzerinde durmalıyız; çünkü ‘fikir arkeolojisi’ denilebilecek bir türe giren bu tarz çalışmaların benzerine pek rastlamıyoruz; alıştığımız biçimiyle bir monografi sayılmaz, tam manasıyla biyografi de deÄŸil. Fikir arkeolojisi belki en doÄŸru karşılık. Arkeolojik çalışmalar, daima bir ‘yeniden inÅŸa’ maksadına [...]
Cemil Meriç’in Kırk Ambar’ına ne oldu?
Aksiyon dergisinin 615. sayısında (18 Eylül 2006) Muhsin Öztürk ilginç bir kitap hikâyesi kaleme aldı. “Bu bir Jurnaldir” baÅŸlıklı yazıda Öztürk, Cemil Meriç’in Kırk Ambar isimli eserinin oÄŸlu Mahmut Ali Meriç tarafından “yeniden yayına hazırlama”sını ele alıyor, kitabın yeni baskısında M. Ali Meriç’in eleÅŸtirel bir yaklaşımla metinlere müdahale etmesini, ilgililerin görüşlerine müracaat ederek irdeliyordu. “İlgililer” [...]
Enver PaÅŸa’nın anıları nasıl okunmalı?
Fesübhanallah, bu demden sonra hangi kitabın nasıl okunması gerektiÄŸi hakkında birinin delâleti olmadan iÅŸin zevkine varamayacak mıyız?’ diye homurdanıyorsanız size hak veririm; ne yazık ki, bundan tam bir asır önce, 30 yaÅŸlarında genç bir Osmanlı zabitinin etrafında olup bitenler hakkında kaleme aldığı notlar, derkenârına izah edici bilgiler ilâve edilmedikçe kolay anlaşılabilir olmaktan uzaktır. Sebebi açık; [...]
“Ne vuruyon hemÅŸerim; milli servet!”
Adamın utandığı şeye bakın! Başbakan imam hatipliymiş de ondan utanıyormuş; utanmak dedim de aklıma geldi. Geçenlerde araştırmacının biri Türklerle Japonlar arasındaki yakınlıkları incelerken keşfetmiş: Japonlar da Türkler gibi utanabiliyorlarmış. Utanmak utanmamaktan iyidir ama sadece utanmak yetmez, bir de nelerin utanç konusu ittihaz edildiğini araştırmalıydı! Mesela Japonlar, bir arkadaşlarının, yakınlarının veya hiç tanımadıkları birinin, sırf herhangi [...]
Åžiar Yalçın’a ödülü helal olsun!
Gündemde iki ödül haberi var, ilki Alman Yayıncılar BirliÄŸi tarafından YaÅŸar Kemal’e verilen “barış” ödülü, ikincisi Türk Dil Kurumu’nun “köşe yazarları” içinden Åžiar Yalçın’a tevdi ettiÄŸi ödül. Yazar Ali BayramoÄŸlu’nun haklı olarak hatırlattığına göre YaÅŸar Kemal’in ödülü, “Türkiye’ye raÄŸmen, hatta Türkiye böyle olduÄŸu için verilmiÅŸ bir ödül” niteliÄŸini taşıdığı ve sadece yazarın siyasi mücadelesini ön [...]


