Aksiyon Dergisi
Sol geçmişiyle hesaplaşıyor, ya sağ?
“Sol cenah”ın Türkiye’de, hadi Frenkçe tabiriyle söyleyelim, büyük bir kredibilitesi var. Bilim ve sanat denilince; medya, entelektüalizm denilince sol fikriyatı benimsemiş insanların kendiliğinden ehil ve söz sahibi oldukları varsayımını kimse reddedemez. Bu tesbit hoşuma gitmese de aynı fikirdeyim ve küçük bir örnekle tezimi tartışmaya açacağım. Eğer Taraf gazetesi, sağ tandanslı bir şirket ve yazar-çizer takımı [...]
Futbol artık çok sevimsiz
Kumarbazlar hîle yapabilirler ama kendilerine hîle yapılmasına kesinlikle hoşgörüyle bakmaz, öfke duyarlar; bu tesbit, bütün kumarbazların hilekâr olduğu anlamına gelmiyor, sadece “oyun ahlâkı”nın gerekliliğini vurgulamak amacında. Her neviden oyunu çekilir ve câzip kılan oyun ahlâkıdır, yani oyunun kuralları; oyun ahlâkının vazgeçilmez kurallarından biri şudur meselâ; “Oyun esnasında kural değiştirilmez, böyle şeyler oyun sonrasına ertelenir.
Puslu ve mutsuz Avrupa’nın aşırı sağcıları
Fransa’da Marine Le Pen liderliğindeki “aşırı sağcı” Millî Cephe, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde şaşırtıcı bir yükseliş kaydederek oylarını yüzde 19’a çıkardı ve üçüncü parti durumuna geldi. Bu haber, çoğumuz için anlamı belirsiz bir mahiyet taşıyor. Çünkü biz, sağ ve sol kavramlarını Türkiye’de kabul gören karşılıkları üzerinden algılıyoruz. Türkiye’de sağın varlık sebebi, kabaca tek parti rejiminin uygulamalarına duyulan [...]
Muhafazakârlar önce klasiklere dokunsun da…
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen’in, muhafazakâr estetik ve sanatın normlarını ve yapısını oluşturmak yükümlülüğünden bahseden beyanatı hayli yankı buldu ve muhtelif yorumlara yol açtı. Mustafa İsen, sahasında verimli eserler kaleme almış önemli bir Türk edebiyatı âlimidir ve sözleri, hem şu an yürüttüğü görevi hem de konuya içeriden bakan bir gözlemci sıfatıyla ciddiye alınmayı [...]
Dönüşüm diye ‘TOKİ’ler çoğalmasın!
“Kentsel dönüşüm”, kötü bir Türkçe ve ne yazık ki dil meselesine aldırış etmeyen bürokrat ve akademisyenler yüzünden bir çirkinlik hâlinde dilimize yapıştı kaldı. Pekâlâ “şehir dönüşümü” de tercih edilebilirdi. Nişanyan’ın etimolojik sözlüğüne göre kent İranî menşelidir, Sogdca’dan geliyor ve 20. yüzyıla kadar küçük yerleşim yeri mânâsına kullanılırken “Devrim” esnasında yanlışlıkla Öztürkçe zannedilip matah bir şeymiş [...]
Âdil ve faydasız bir sistem
Üniversitede görev yaparken ara sıra üniversiteye giriş imtihanında sorulan yayımlanmış Türkçe sorularına göz atar, “Bakalım ne kadarını yapabileceğim?” diye kimselere sezdirmeden kendimi ölçmeye kalkışırdım. Sonuçta daima, soruları hazırlayanlara belirgin bir saygı hissi duyarak imtihanı yarısında terk ettiğimi hatırlıyorum; sorular oldukça ağır ve seviyeli bir nitelikteydi; basit kuralların ötesinde bir metnin taşıdığı ruhu hızla kavramayı, kısa [...]
Kimin stratejisi sonuç alacak?
Başlıktaki soruyu, “Kürt sorunu” için sordum. Aslında o soruyu sormak bile, Ankara adına birçok şeyin zaaf çerçevesinde görüldüğünün işareti. Öcalan bir stratejinin merkez insanı, Ankara’da, diyelim Cumhurbaşkanı, Başbakan, MGK, öteki stratejinin merkez insanları, kurumları. Türkiye ile ilgili stratejik hesap yapan uluslararası odaklar da var. Bu odaklar, iki ana aktör tarafından şu veya bu şekilde değerlendirilecekler [...]
Abant Platformu özgüvenimizi destekliyor
Mahalli idarelere daha fazla yetki ve sorumluluk tanınması için devlet eliyle yapılan araştırmada görev alan bir arkadaşım şöyle demişti: “Türkiye, çok daha önceden yerinden yönetim uygulamasına geçebilirdi; devleti bu konuda katı ve evhamlı kılan husus Türkiye’nin batısı ile doğusu arasındaki sosyolojik fark oldu”, yani kısaca Kürt Meselesi diye adlandırdığımız olgu. Son Abant toplantısında idari yapı [...]
Kiliseler Kanunu ve ‘çözmeyelim lazım olur’ mantığı
Osmanlı tarihinin en utanç verici mağlubiyetini teşkil eden Balkan Harbi’nin sebeplerinden biri de, tarihçiler arasında “Kiliseler Kanunu” diye bilinen düzenlemedir. 3 Temmuz 1910 tarihinde İttihat ve Terakki Hükûmeti tarafından çıkarılan Kiliseler Kanunu, Balkan topraklarındaki beldelerde, farklı kiliselere bağlı gayrimüslim nüfus arasındaki idari anlaşmazlıkları çözüme kavuşturuyordu. Çözüm çok basitti; ihtilâf çıkan yerde sayım yapılacak, hangi kiliseye [...]
28 Şubat’tan özeleştiri çıkarmayacak mıyız?
15. sene-i devriyesinde 28 Şubat, dönemin mağdurları tarafından bir kere daha kınandı, eleştirildi, yeni araştırma ve incelemeler yapıldı, yeni şahitlikler konuşuldu. Neredeyse bir ansiklopedi dolduracak hacimde yer tutan 28 Şubat yayınlarına hâkim olan genel edâ, yakınma ve karşı tarafı tenkitti. Özeleştiriye hiç rastlamadım desem yeridir. Futbol basını, taraftarın gönlünü hoş etmek için yayın yapıyor; bu [...]


