Aksiyon Dergisi
İki fotoğrafın düşündürdüğü
Bir ay kadar önce, CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın telefonunu açık bırakması üzerine kopan o küçük fırtınanın en heyheyli günlerinde İstanbul’da, gazeteye yakın bir yerde Aksiyon ve Zaman’dan genç gazeteci arkadaşlarla birlikte oturup sohbet ediyorduk. Sözün dönüp dolaşacağı yer belliydi: Açık bırakılan telefon! Hepsi de genç yaşlarına rağmen meslekte hayli tecrübeli gazeteciler olduğu için merak [...]
Kavga değil, karikatür
Ordunun, yargının, bürokrasinin, üniversitenin ve bazı basın organlarının “devlet elden gidiyor, Cumhuriyet tehlikede, Şeriat kapıda” gibi basit cümlelerle ifade edilebilecek endişelerini ciddiye alalım ve bu endişelerin içinde ne derece isabet barındırdığına dikkat kesilelim.
Karar vermek durumunda olanları en çok zora sokan husus doğruyla yanlışı birbirinden kesin olarak ayırdetmek değildir; doğrularla yanlışların nisbetini tartmaktır; çünkü olgular tek [...]
Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nı taçlandıran o küçük nükte
Size 6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nın muhteşem gecesinden bir kare naklederek söze başlamak istiyorum. Bu ânı, canlı yayın yapan televizyon kameralarının gösterip göstermediğini bilmiyorum, muhtemelen dikkatlerini çekmemiş olabilir; kezâ gösterileri takib eden fotoğraf muhabirleri de bu sahneyi kaçırmış olabilirler; hattâ, bütün dikkat yoğunluğunu sahnedeki göz alıcı manzaraya kilitleyen binlerce kişi de büyük ihtimâl fark etmemiştir.
O sahne [...]
Ya bir Şerif Mardin’imiz olmasaydı?
İlk planda konu hayli teknik ve sadece uzmanları ilgilendiriyormuş gibi bir görüntü verse de, aslında herkesi ilgilendiriyor; çünkü insan psikolojisi ile yakından ilgili bir durumdan bahsedeceğim. Bu mesele, atıf yapma, referans gösterme; bir fikrin irtibatlarını, bağlantılarını ve ana yatağını işaretleme konusudur.
Bilim metodu dersi gören her öğrenciye, klasik bir kural olarak faydalandığı kaynakları, açık, anlaşılır ve [...]
Çok partili hayatımızın ilk laboratuvarı: II. Meşrutiyet
Bu sene, İkinci Meşrutiyet’in 100. yılı; geçenlerde bir radyonun spikeri, bu hadiseden bahsederken “II. Meşruiyet” diye telâffuz edince aklıma o mâlum ve meşhur nükte geliverdi: “Cehlin ol mertebesi ancak tahsîl ile mümkündür.” Hatırlayacağınızdan eminim, bundan iki yıl kadar önce bir grup aydın ve üniversiteli gencimiz 31 Mart vakası’nı protesto etmek için çok mâsumâne fakat aynı [...]
68′liler, sanık iskemlesine!
Fakültelerde “hâkimiyet kurmak” diye bir kavram geliştirilmişti; benim fakültem sadece solun hâkimiyetinde bulunmakla kalmıyor, öğretim üyesi ve öğrenci kadrosunun kısm-ı âzâmı itibariyle bir nevi sosyalist fikriyatın genel merkezi muamelesi görüyordu. SBF’nin öğrenci yurtları, bir sene önce polis tarafından aranmak isteyince, içerdeki dirençli öğrencilerin karşı koyması yüzünden büyük tahribata uğramış olduğu için kapalıydı. Fakülte öğrencilerine tahsis [...]
Boş havuza plonjon meselesi
Aşağıda okuyacağınız satırlar, 2007 seçimlerinden sonra Türkiye Günlüğü dergisinde yayınlanan, “2007 Seçimleri: Toplumun Bürokratik İktidara Resti” başlığıyla kaleme aldığım yazının “İlginç bir siyasi hikâye; ilginç bir çehre” adlı ara başlıklı kısmıdır.
***
2007 Seçimlerinin en dikkate değer çerçevelik konularından birisi, hükümette Başbakan yardımcı olarak yer tutan Abdullatif Şener’in şaşırtıcı tarzda yeniden vekil seçilmeyi reddetmesi oldu. Şener, hükümetin [...]
Anneler ve kızları…
Aynı manzaraya şüphesiz büyük şehirlerin caddelerinde, sokak ve çarşılarında da rastlamak mümkün; uzun ve dikkat çekmeyecek renkte, genellikle ütüsüz, hayli bol bir manto var üzerinde; başı daima örtülü. Bazen boyalı basınımızın taktığı isimle “türban” ama ekseriyetle çene altından bir toplu iğne ile tutturulmuş geniş bir başörtüsü. Elinde ya bir pazar çantası, ya ucuzcu mağazalardan edinilmiş [...]
Biz
Bürokratik oligarşinin savunucuları için iki ihtimâl var: Ya kendilerinin de ait olduğu toplumu tanımıyor (gaflet) veya esasen bunları bildikleri hâlde bu toplumun ortalama kanaatlerini bir nevi “takiyye” gösterisi kabul ediyorlar (dalâlet). 1- Biz “devletçi” bir kitle değiliz, devlet fikrini çok ciddiye alıyor, onu “sosyal barış” ve sosyal sermaye”nin olmazsa olmazı kabul ediyoruz; bu yüzdendir ki, [...]
Rejim krizini, nihai planda ancak “sahici” ve yeni bir sol partiyle aşabiliriz
Taraf olmaktan çıkarak, bilim bakışının gerektirdiği tarafsız ve soğukkanlı yaklaşımla olup bitenleri tesbite ve mânâ vermeye çalışalım, evvelâ tesbitler:
EVVELA TESBİT
-Türkiye Cumhuriyeti’ne şekil veren kurucu irade, Cumhuriyet’in ilk 15 yılını, hiçbir siyasi ve sosyal muhalefeti kaale almaksızın dilediği gibi biçimlendirmiştir; bu, devletle toplumu tek örgüt altında temsil edeceği düşünülen tek partinin egemenliği idi. Bu egemenlik tarzı [...]

