En yeni Türk devleti

“Numaralı Cumhuriyetçi” lâfı, basınımızda hâlâ ağır hakaret cümlesinden muamele görür. Doğan grubunun müfrit vatanperver kalemleri, reâyadan birini dövmekten beter edecekleri zaman onun numaralı Cumhuriyetçi olduğunu imâ ederlerdi vaktiyle. Cumhuriyetleri, daha doğrusu bir devletin muhtelif hâllerini ve safhalarını numaralandırmak, siyaset biliminde Fransız geleneğidir; ayrıntısına girmeye gerek yok fakat şu kadarını tesbit edebiliriz: Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’ten bugüne [...]


Türkler fırsat bulsa padişahlığı destekler mi?

Filmin adı “Osmanlı Cumhuriyeti” miydi? Gösterime girmesinden haftalar önce, filmin jeneriğinden birkaç sahne internete düşünce pek meraklanmış, izlediğim sahnelere bakarak bunun çok eğlenceli, fantastik ama aynı zamanda zihin kamçılayıcı bir sanat eseri olacağı ümidine kapılmıştım. Heyhat!


İlim ve inanç aralığında Cumhuriyetin 75. yılına bir bakış

Tarih hakkında düşünmek iki safhadan müteşekkil bir hüner gerektiriyor; tarih, geçmiş zaman içine gömülmüş bir disiplindir; evvelâ geçmiş zamana ait bilgilerin toplanması, muayyen bir sıraya göre tertib edilmesi ve bu bilgi yığınının “seçilmesi” gerekir. Tarihçi, bir vesile ile izlerini günümüze kadar ulaştırabilmiş olgularını seçmek zorundadır. Seçmek veya bile bile ihmâl etmek, daima bir tercih meselesidir; [...]


Biz bu Cumhuriyet’in neresindeyiz?

İfratla tefrit arasında bunalmak işte böyle bir şey olmalı; geçen pazar günü muhtelif vilayetlerde yapılan başörtüsü gösterilerinden birinde, “Başörtüsü zulmü 75 yaşında” diye bir pankart görülmüş. Meseleyi küçümsüyor değilim; kırtasiye dükkanlarında satılan bir tabaka kartona ispirtolu kalemle yazılmış bir ibare bu; matbaada çoğaltılmış olsa başka göstericilerin elinde de olması gerekirdi; belli ki münferit bir hadise, [...]


Cumhuriyet baş üstüne; lakin!

Meseleyi bu kadar karikatürize edebileceklerini aklımdan geçirmezdim; 75. yıl için hazırlanan reklam filmlerinden iki cümle (mealen) sunuyorum size: “Cumhuriyet olmasaydı teknolojide bugünkü seviyeyi tutturabilir miydik?” İkincisi daha hoş (güya ahaliden birine söylettiriliyor): “Cumhuriyet olmasaydı hala kağnı ile idare ediyor olacaktık!” Cumhuriyet’in 75. yılını kutlama heyetindeki görevlilerin mantığı maalesef bundan ibaret. Bu gariban reklam cümlelerini Cumhuriyet’i [...]


Cumhuriyet bilgisi kendini üretebilmeli

Bilgiye erişmekle bilginin tasarrufu birbirinden farklı şeyler; bilgiye vasıl olmak tek başına ne yeterli, ne de doğru; yorumlanmayan, istikametlendirilmeyen bilgiye sahip olmakla, bilgisiz kalmak arasında fark yok. Gülhane Hatt-ı Hümayun’u ile başlayan ve meşrutiyet tecrübeleri ile devam eden süreçte Osmanlı siyaseti saltanatı tahdid etmek yolunda çok ciddi ve önemli değişim kavşaklarını, büyük ölçüde kendi dinamizmi [...]


75. Yıl Marşı ve “naftalin” meselesi

Musiki ilminde de şüphesiz mazbut bir târif vardır ama benim neslim için marş, müştereken var olmayı hissettiren, aidiyet ve “biz” duygusunu pekiştiren, tutunduğumuz dünya görüşünü ana hatlarıyla da olsa tahkim eden bir parola yerine geçiyordu. Şimdiki gençlik kuşağının bir araya geldiklerinde, “marş”larla hemhâl olmak yerine popüler müzik parçalarını terennüm etmelerini küçümsemiyorum, hattâ dünyâ görüşlerini sağla [...]


75. Yılda “Cumhur”, Cumhuriyet’in neresinde?

Tırnak içinde “Cumhuriyet” tâbiri, devletimizin 75 senelik serencâmını temsil ediyor. Bu tâbirde hepimize ait olan, olması gereken şeyler var: Cumhuriyet, üç çeyrek asırdan beri, mânidar bir topluluk, bir “millet” olarak kurabildiğimiz en büyük organizasyonun “tarz”ı. Devletin şeklini târif eden anayasanın ilk maddesi öyle diyor: “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir”. 75 seneden beri cumhuriyetle idare edilen bir [...]


Cumhuriyet ve demokrasi emniyette; siz kendinize bakın!

Sultan II. Abdülhamid’e ait iki mühür, bir kaşık suda fırtına kopardı. Bir işadamının satın alıp Topkapı Sarayı’na hediye ettiği iki küçük mühür, -eğer başka Alicengiz oyunlarının uvertürü değilse- Türk solu’nun temsil kabiliyeti çok su götürür birkaç mensubu tarafından paranoyak bir tepki ile karşılandı; belki de bu patırtıdan gaye, sadece paranoyak bir gürültü çıkarmaktan ibaretti; eğer [...]