Benim Atatürk filmimin sinopsisi
Benim Atatürk filmimin “sinopsis”i şöyle: 1926 Yılı. Reisicumhur M. Kemal Paşa’ya İzmir’de suikast hazırlığı yürüten Ziya Hurşit, İsmail ve Gürcü Yusuf, eylemden sonra kendilerini kayıkla kaçıracak Giritli Şevki’nin ihbarıyla yakayı ele veriyorlar.
‘Üptük, yoktur çaremiz’
“…10 Kasım sabahı ‘terki hayat etmişlerdir’le biten son raporunu hususi dairede bana yazdırırken Dr. Neşet Ömer meslek alışkanlığıyla ne serinkanlı ve ne de telaşsızdı. Saray koridorlarında bir koşuşma oldu. ‘Salih Bozok kendini vurdu’ sesleri işitildi. ‘Mutat zevat’tan Bozok’un ‘O ölürse ben de yaşamam’ dediğini hep duyuyorduk (…) ‘Mutat zevat’tan harakiriye başkaca iltifat eden olmadı. 12 [...]
Atatürk; asıl şimdi
Bir arkadaşla çocukluk günlerimiz hakkında sohbet ediyorduk. “Benim yaşadığım şehirde” dedi, “Beton Mustafa diye bir semt vardı, çevremdeki herkes aynı şeyi tekrarlayınca çocuk kafamla böyle bir mahalle olduğuna hüküm getirmiş olacağım ki, ben de yeri geldikçe bu ismi kullanmaya başladım. Sonradan bunun resmî isim olmadığını, uydurulmuş bir lakap olduğunu öğrendim; büyüklerim de böyle söylememem gerektiğini [...]
İncir gemisi
Hadise 1918′in Kasımı’nda geçiyor; belki de Aralık. Mustafa Kemal Paşa, Suriye cephesi’ndeki Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı kaldırılınca 7 Kasım itibariyle Harbiye Nezareti emrine alınıp İstanbul’a doğru yola çıkıyor. 13 Kasım’da İstanbul’dadır; tam da işgal gemilerinin Haliç’e demir attığı gün. “Yorgun Savaşçı”lar birer-ikişer pâyitahta dönüş demleri… Gerisini Falih Rıfkı Bey’in ifadesinden özetleyerek naklediyorum:
Atatürk Anayasa Mahkemesi’ne niçin lüzum görmemişti
Ortada tuhaf ve çelişkili bir durum var: 1924 tarihinde Büyük Millet Meclisi’nin kabul ettiği Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (yani Anayasa), kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyen bir yüksek mahkemeyi öngörmemişti ve 1924 Anayasası Mustafa Kemal Paşa’nın anayasasıydı. Bu anayasa 1945′e kadar muhtelif değişikliklere uğradıysa da temel felsefesini muhafaza etmiştir; bu bakımdan Atatürkçülük kavramının en temel ve fizikî siyaset [...]
“Türk milleti tab’en demokrattır!”
10. Yıl nutku görüntüleri hariç tutulursa Atatürk’e ait belgesel niteliğinde film görüntüsü yok denecek kadar az; işte o nâdirattan biri Cumhurbaşkanlığı sitesinde yayına sunulmuş. 2 dakika 19 saniyelik kısa videoda Atatürk, ABD Büyükelçisi Joseph C. Grew ile bir bahçede yan yana görülüyor. Atatürk’ü merak ve dikkatle dinliyor, seyrediyorum: Çok rahat, irticâlî (dikkat; “irticâî” değil) konuşuyor, [...]
Atatürk’ün ruhu
-Perdeleri iyi kapatalım arkadaşlar, ayrıca şu yemek artıklarını da kaldıralım masadan; o ketçap şişesini de; ortam nezih olmalı, müziği de kapatalım lütfen? -Hadi ama Nur abla, abartmıyor musun biraz? Bu müsbet bilim dünyasında ruh-muh gibi şeyleri ciddiye almak ne kadar bilimsel bir şeydir ki? -Böyle düşünüyorsan celseye katılmamakta özgürsün Özgür; seni bağlayan yok, sen rica [...]
Atatürkçüler için yol ayrımı
Yol ayrımına geldik; nereye gideceğiz? Yol ayrımından kastım, kendi zehaplarına göre bir Atatürkçülük fikriyatını savunan çevrelerin karşılaştığı açmazdır: Ya muasır medeniyet seviyesinin icaplarına itaatle hürriyeti ve demokrasiyi temel değerler haline getiren Batı modeli bir siyasi düzeni tercih edip Türkiye’yi rahatlatacaklar veya Atatürkçülüğü, 30′lu yılların Tek Partili hayatına uygun otarşik bir tahditler rejimi şekline sokup iktidarlarını [...]
Cadillac!
Fâzıl matbuatımız, neredeyse onbeş günden beri bir bankanın reklâm filminde Atatürk’ü canlandıran oyuncuya söylettirilen cümleyi tartışıyor; bu münakaşa bana birazcık kuşatma esnasında Bizans ulemâsının meleklerin cinsiyeti hakkında yürüttüğü rivayet edilen fikrî mübârezeyi hatırlattı. Tartışma, “ne.. ne de…” ibaresi ile kurulan cümlenin olumsuz yargı ile bitmesindeki yanlışlık hakkında. Faydasızdır demiyorum, özellikle gençlerde Türkçe mantığını pekiştirmesi bakımından [...]
Atatürk Sivassporluydu!
Bizim basın hayatımız -eksik olmasınlar- kışkırtıcıdır, kendinizi matbuatın mantığına fazlaca kaptırırsanız savrulur gider ve hakikatte gündemin ne olması gerektiğini asla fark edemezsiniz. Atatürk’ün Galatasaraylı olduğu yolundaki son iddiayı da bu minvâlde çocukça bulduğumu ifade etmeliyim; çocukça ama kışkırtıcı işte. Nitekim Fener, BJK camiası hop oturup hop kalkıyor ve kulüp müzesinin duvarındaki gazete kesiklerini yarıştırarak Kartal [...]


