Kalem İşleri

Kalem İşleriBizim kuşağımızın kadınları, belki de herbirinin tek tek hanımefendi olmasından dolayı “hanımefendi” gibi giyinirlerdi; evet, kadınca ama “hanımca” da. Erkekler; erkeklerin hepsi beyefendi. Kruvaze veya spor, dökümlü ceketler, ağırbaşlı pardesü ve paltolar; göbekten kemerli ve hafif plili pantolonlar. Saçlar geriye doğru itinayla taranmış, ense ve kulak nâhiyesi açık. Kâkül, ancak çok yakışanlar için hercai bir istisnâ. Ceketlerin hepsinde bilâistisna yaka cebinde titizlikle katlanıp yerleştirilmiş birer beyaz mendil. Kravatlar, “bana bakın, ne kadar tuhaf olduğumu görün” çığlığıyla edepsiz bir gösteri gayreti içinde değil; genellikle düz desenli, zevkli ve ağırbaşlı renkler hâkim. Hepsi de giyim-kuşamın aslında insanı çerçevelediğini gösteren bir zevkin nümûneleri. Bugünün hâkim modası, insanları elbise taşıyan birer manken olmaya zorladığı ve insandan ziyade onun çerçevesine, yani giyim-kuşama dikkati yönelttiği için zevksiz ve zalim!

Argo yok; argo, “alt dil”; kanundan kaçanların dili. İnsanlar birbirlerine nezâket ve karşılıklı saygı telkin edecek güzel kelimelerle konuşuyorlar. “Hayırlı sabahlar.. hürmetlerimi söyleyiniz… hanımefendi nasıllar… müşerref oldum efendim..” gibi kalıplar, söze başlangıcın asgari kelimeleri. Sahici zamanlardı onlar. Eşya, teknoloji ve insan müsellesinin en tabii karar noktasında âhenk bulduğu ama mutlaka insanın eşya ve teknoloji üzerinde hükümran ve nihaî belirleyici olduğu zamanlar.

Küçük bakkal dükkânlarını, sanki sihir gösterir gibi kaşla göz arasında işini hünerle gören tamirci esnafını, taş kaplı kaldırımsız sokak döşemelerini, tahta ve sabun kokusunu, kalaylı çorba ve hoşaf taslarını, kapaklı yemek sahanlarını, iple çalışan çıngıraklı kapı zillerini, ebonit gövdeli eski siyah telefonları, kanaviçe yastık örtülerini, sevgi ve emek mahsulü dantellerle süslenmiş, kardan ak “beyazişi” pencere perdelerini, adam gibi selâm alıp vermeyi özlüyoruz.

Ve galiba nostalji böyle bir şey; evdeki hesap çarşıya uymadı pek; ne yapalım; nostalji ise nostalji, gericilikse gericilik ama çeşm-i insaf ile siz söyleyiniz: Haksız mıyız?

Yorumlar

okuduğum ilk a. turan alkan kitabıydı, ve müthişti.
uzaylının raporu çok hoşuma gitmişti. dil kullanımı ile kendini kemal-i zevkle okutan bir usta o.

Öncelikle, beni dili ve kendine has üslubu ile mest eden Ahmet Turan Alkan’a teşekkür etmem gerek. Kalem İşleri, her telden yazıların olduğu hoş bir deneme. Özellikle geçmiş döneme ait sol ve milliyetçi akımların revaç olduğu zaman dilimindeki anılara yönelik yazılar önemli kanımca. Ayrıca bir türkü sever olarak Alkan’ın günümüz Halk müziği ile ilgili tespitlerini zevkle okudum. Benim yazılar içinde ilk sıraya yerleştirdiklerim bu türkü yazıları idi.

Saygıdeğer hocamın kaleminden okuduğum üçüncü kitabı. Henüz 21 yaşında birisi olarak ‘eskiler’ i çok seviyor ve merak ediyorum. Resmen ‘eskiler’ de yaşıyorum. Kalem İşleri de beni hep eski zamanlara, mekanlara ve insanlara götürdü. Hocamın bahsettiği zamanlardaki mekanlarda gezdim, O insanlarla tanıştım, O müzikleri dinleyip, O filmleri seyrettim. Yapamadığım tek şey; bunları hayalden gerçeğe dönüştürme kısmıydı. Hocamın bahsettiği ‘hanımefendi’ kişilikler, ‘beyefendi’ duruşların günümüzdeki pratiklerini göremesemde bekliyorum. Ve Hocama canı gönülden şükranlarımı sunuyorum; benim gibi, içinde yaşadığı zamaneye muhalif bir yeni yetmeye, ‘eskiler’ den fotoğraf kareleri sunduğu için. Ellerinizden öpüyorum üstadım.

Sizin Yorumunuz

(gerekli)

(gerekli)