Hangi otelmiş kıız, biz de gidelim?..
Birisi yolda çevirip sorsa, “Türkiye’de bazı şeyler öyle zıvanadan çıktı ki, ‘hayır, katiyyen olmaz’ diyebileceğimiz pek bir şey kalmadı; peki, buna rağmen sizin için, ‘o kadar da uzun boylu değil; işte bu dediğin kesinlikle Türkiye’de olmaz’ diyebileceğiniz şey, ne olabilir?”
Böyle sorulara cevap bulmak zor; epey düşündükten sonra herhalde, “özel sektörün işlettiği otellerde başörtüsü yasağı uygulaması” der miydim bilmem fakat o da oldu ve Bodrum’da bir otel, müşterisine, “eşiniz başörtülü, yürü başka kapıya” dedi.Sağcı otel-solcu pansiyon; muhafazakâr residance, laikçi tatil köyü!
Bu bir ticari reklâm taktikası olabilir mi? Pekâlâ mümkün! Başka sebep gelmiyor aklıma: kurnazca düşünülmüş bir pazarlama taktiği. İşler iyi gitmiyordur meselâ… İşletmeci oturup zekice bir skandal planlar ve başörtülü aileyi otelden kovar. Olay tartışılmaya başlanınca amaca ulaşılmış demektir; bunun üzerine, “Hangi otelmiş kıız, hiç değilse destek olsun diye gidip birkaç gün kalalım, sahibini kutlayalım” diye ulusalcı eylem yapmayı planlayanların sayısı, şimdilik seçim kazanmaya kifâyet etmese de, otoriter laikçi bir Bodrum otelini yaz sezonunda ihyâ etmeye yetebilir!..
Belki de bütün hâdise, ta başından beri dramatik bir “yanlış anlaşılma”dan ibarettir; o ihtimâli de göz önünde bulunduralım ve acaba böyle bir otelin, tanıtım broşüründe hangi reklâm cümleleri bulunurdu fantazyasına geçelim. Farz-ı muhâl:
*
“Otelimizin bütün odalarında Devrim Tarihi ile ilgili ulusalcı yayınlar mevcuttur ve odalardaki TV alıcılarında sürekli olarak 10. Yıl Marşı, Ruhi Su, Hasan Mutlucan türküleri çalınmakta ve gerici akımlara karşı antiseptik klipler yayınlanmaktadır. Otelimizde her müşterinin bedavadan günde iki duble rakı ve leblebi istihkakı olup bu miktarın üstündeki rakı ve leblebi talepleri ekstraya tabidir. İkindi sularında otelimizin konferans salonunda laikçi vaizlerimizden feşmekânın bilinç artırıcı seminerlerine veya büyük fedâkarlıkla Hindistan’dan getirttiğimiz yoga uzmanımızın terapi seanslarına ücretsiz katılabilirsiniz. Laikçi parti, dernek ve örgütlere üye olduklarını belgeleyenlere % 10, toplu rezervasyonlarda % 25 indirim uygulanırken fitness salonumuzdaki emekli uzmanlar gözetiminde yanaşık düzen ve tüfekli hareket eğitimi verilmektedir. Her gece havuzbaşında düzenlenen animasyon gösterileri esnasında “iç ve dış düşmanlarımız” konusunda yapılacak bilgi yarışmalarında kazanan bir çifte, kumanyalı Anıtkabir gezisi armağan edilmektedir. Otelimizin mescidi yoktur ve odalara seccade servisi yapılmaz; bütün lavabolarımızda ayak yıkamaya ve abdest almaya kalkışanları tesbit eden özel sensör cihazı vardır. Otelimize sadece başörtülüler değil, milli emellere düşman ülkelerin yurttaşları ve özellikle AB pasaportu taşıyanlar giremez. Sabah kahvaltısı servisi 05.30′da açılır ve 06.00′da sona erer. Kahvaltıdan yararlanmak isteyen müşterilerimiz 05.15′te lobi önünde yapılacak sabah içtimâında hazır bulunmak zorundadır. Akşam yoklaması saat 17.30′da havuzbaşında alınır ve müşterilerimiz kaldıkları katlara göre tertiplenen takımlar halinde ikişerli kol düzeninde yemekhaneye hareket ederler. Mercimek çorbası, makarna ve elmadan oluşan tabldotu beğenmeyen, ikinci porsiyon talebinde bulunan müşterilere itina ile karşıdevrimci muamelesi yapılacaktır. Gece 22.00′de otelin bütün ışıkları merkezî sistemle kapatılır. Oda temizliğini bizzat yapan, bulaşığını kendi yıkayan ve otel disiplinine râm olan müşterilerimize terhisleri esnasında ayrıca törenle ulusal takdir sertifikası verilecektir.
…
Yok deve dediğinizi duyar gibiyim; size aynen katılıyorum: Yok deve!
Ahmet Turan Alkan - 4 Haziran 2008
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=697601
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.
Yorumlar
Abi biz genede şanslıyız dimi? Öyle ya; Ya zenci olsaydık alimallah çok beter durumlara düşebilirdik…Yok yok gene de halimize şükretmemiz lazım… Hani Amerika namı ile meşhur, elinde meşale ile devasa bir heykeli olan özgürlükler ülkesinde bir vakitler insanları derileri koyu renkli olarak yaratılmış diye otübüslere felan bindirmiyorlarmış ya…Maazalah böyle bir durumda çözüm üretmek de zor be kardeşim…Yani ne diyeyim İstanbul Üniversitesi’nden bir kaç akademisyen getirtseler ikna odaları felan kursalar adama ne diyecekler…Bak şimdi aslanım sen bilinçsiz olduğun için böyle kara derilisin…Az buçuk bilinçlensen rengin açılır…Sen de rahatlarsın biz de…Böylece toplum da gerilmemiş olur…Yok mahalle baskısı felan altındaysan dışarıda istediğin gibi gez ama kamusal alana (otübüs de kamusal alan ya) girdiğinde…Yok olmadı adam yılan değil ki derisinden soyunsun… Yav bu çözüm Türkiyede oluyordu..Demek Amerikan coğrafyasının şartları farklı…En iyisi psikolojik ikna…Bak kardeş sen baskı altındasın onun için bu baskıyı at üzerinden beyazla…Yok olmuyor adamın sade yüzü değil içi de kararmış…Yok abi valla şanslıyız…Baş örtüsü çıkıyor, Kürt müsün, konuşmayıver, tut çeneni…Zararlı bir şey mi düşünüyorsun konuşma çık biraz dışarı hava al,gez geçer…Bak oluyor dimi…Yoksa derimizden olurduk maazallah…Ama adamlar da tuhaf abi dün otübüse bindirmedikleri Afrikalıyı bu gün başkan yapmaya çalışıyorlar…Şaşılacak bir şey yok…Dedik ya oraların coğrafi şartları farklı…
yalniz tesetturlu musteri kabul eden, denizi ve havuzu haremlik selamlik olarak ayirip, kamuya ait kumsal seridinden bile geleni geceni cinsine gore durduran isletmeler olduguna gore, turbanli kabul etmeyen isletmeler de olabilir. isletme sahibinin inisiyatifinde olan bir durum, kiminle ticaret yapmayacagina karar vermek kendi tasarrufundadir.
yorum sahibinin bir yanlışı olmalı. tesettürlü olmadığı halde haremli selam lı havuzlardan yana tercihini kullanan çok bayan var. kimseye sen neden açıksın denmiyor. ayrıca bu ülkede sen neden kapalısın mı daha çok söyleniyor sen neden açıksın mı. küçümsediğimden değil ama kapıdaki güvenlik bile (çok önemli bir iş yapıyormuş gibi! ! ) ayrı bir havaya girerek yapıyor vazifesini!
demokrasi, eşitlik, kamusal alan, hak, hukuk vs vs vs
bunları duyunca neden mideme bi haller oluyor, normalde en hoşumuza giden bizi en memnun eden kavramlar bunlar olmalı , ama neden midem kıvranıyor! ! !
hocamın yazısını okumuştum daha önce ama nedense sizin yorumunuzu yorumlama ihtiyacı hissettim! siz yapılandan memnunmusunuz, bir insanın kıyafetinden ötürü kovulmak gibi çirkin bir eylemle karşılaşmasından . . . yapılan yanlışları başka yanlışlarla desteklemekten. . .
işletme sahibi oteline gelen bir insanı kıyafetinden ötürü kovma yetkisine sahipse sormadan edemiyorum:
ey hoşgörü nerdesin
güzel yerdesin
ey hoşgörü nerdesin
tamam da nerdesin ???????
ahmet abi çok merak ediyiyorum.acaba böyle ayrımcılık yapan oteller arsında (sizin eteğiniz çok kısa veya yürüken çok kırıtıyorsunuz gibi sudan sebelerden) müşterilerini geriye çeviren dşüncesiz işletmeciler varmıdırrr.
konu tesettursuz ama haremlik-selamlik uygulamalari takip eden kadinlarin olup olmadigi degil. fakat haremlik-selamlik uygulamasiyla ‘huzur tatili’ vaadeden otellerin var oldugunu, biliniyor. simdi bu varsa, oburunun olmasi neden garipseniyor ? digeri (haremlik-selamlik oteller) oburunden (tesetturlu musteri kabul etmeyen otellerden) daha ‘cogulcu’, ‘kucaklayici’, hosgoru sahibi degil- o yuzden bir uygulamayi hosgoru veya ayrimcilik ekseninde elestirirken, digerini dokunulmaz tartisilmaz kabul edemeyiz.
zamanlamaya bakarsanız bunun hiç de tesettürlü müşteri derdi olmadığını anlarsınız. hocamızın da belirttiği gibi altında bambaşka nedenler yatan hadiseler silsilesi.
eğer o otel sahibi arabistandan gelen bir petrol şeyhini eşinin örtüsünden dolayı reddetseydi o zaman anlardım derdinin tesettür olduğunu. denizde kum petrol şeyhlerinde para olduğuna göre, onları kovsun bakalım otelinden. ben de herşeyi yaparım, bu söylediklerim için de özür dilerim. ama otel sahibinin onları kovmak bir yana karşılarında el pençe durduğunu görür gibiyim :)
ben neyi savunduğumu biliyorum. kendi söylediklerimi ispatlama adına saçma sapan kıyaslamalara gitmiyorum en azından!
insanları paralarıyla konaklayacakları yerden kovmak da benim kitabımda yok. sizinkin de varsa o ayrı.
son olarak, insanları başı açık diye otellerine almayan yetkililer varsa onlara da söylenecek çok şey var! ama öncelikle böyle bir olayı duymamız gerek değil mi?


(8 oy, ortalama: 4.5 / 5)
herhangi başka bir sebepten dolayı otelde kalmaktan vazgeçen müşterinin isteklerini yerine getirmediği için oteli karalamaya çelışması ihtimali de göz önünde bulundurulmalı diye düşünüyorum. örneğin otelin bayanlara ayrı havuzu yoksa ve bu sebepten dolayı kalmaktan vazgeçildi ise… bunun üstüne bir de güzide medyamızın hassasiyeti söz konusu olunca…