2008 Arşivi
Nasıl ‘müdür’ olamadım?
Emeklilik düşüncesi, henüz çalışmakta olanlara kaymaklı ekmek kadayıfı gibi aziz ve leziz geliyordur da, o dramatik güne azar azar yaklaşanlar, hele burun buruna gelenler için o kadar câzip görünmediğini anlayabiliyoruz az çok.
Erkeğin emekliliği fena; yüzde seksen ihtimâl eve bağımlı kalmak biz erkekler için bir dereceye kadar katlanılır gibi görünüyorsa da evin hanımları için manzaranın çok [...]
Tevafuk
Günün mânâ ve ehemmiyeti üzerine gündelik okumalar yaparken, bir siyasi partimizin (HYP) web sitesinde Tülay Hergünlü isimli yazarın 14 Ağustos 2008 tarihli çok dikkate değer bir yazısıyla karşılaştım.
Bazı noktalama işaretleri dışında yazıyı olduğu gibi dikkatinize arz ediyorum.
Ahbablarımı kınıyorum
Fikir güzel, buluş fevkalade değerli… “Hayvan keserek bayram yapılan bir dini aklım almıyor” lâfını bir araya getirmek büyük başarı.
Saydım, tam sekiz kelime yer alıyor cümlede; imla ve gramer hatası yok. Fail, fiil, mef’ul yerli yerinde. 2008′in Dil ödülünü bu cümleyi kurma zekâvetini gösteren dehâya vermeyen jüriye saygı duymakta mâzurum. (Bu cümleye de bir mansiyon versinler [...]
Kaybettiğimiz eşeği ararken
Geçtiğimiz Pazar günü Hürriyet gazetesi mensubu Ezgi Başaran, sadece ‘sadelik’ konusunu vurgulayan güzel bir haber yaparak, ABD’de kurulan ‘Sadelik Forumu’ üyelerinden Duane Elgin’i tanıttı ve ‘sade hayat’ denilince ne anlaşılması gerektiğine dair örnekler verdi. ‘Hayatınızı ne hantallaştırıyorsa atın hemen sırtınızdan’ başlıklı bu haber, elbette bizden ziyade modern hayatın külfetlerinden yorulmuş ve bunalmış kitlelere yönelik bir [...]
Kastanyet
Berat kandili akşamı, güneş battı batacak; kerâhet vakti sularındayız. Yer: Halka açık bir bahçe. Bahçe dediysem tevazuumdan. İsteyen koruluk da diyebilir (nitekim diyorlar). Koruluğun adı bu devr-i dilârâ-yı cumhuriyye’ye pek muvafık sayılmaz fakat diğer cihetten “yiğit nâmıyla anılır” fehvâsına göre bilinmesinde pek mahzur görmüyorum:
Fethi Paşa Korusu. Kimdir bu Fethi Paşa, sakın eski başvekillerden olmasın diye [...]
Atatürk’ün ruhu
-Perdeleri iyi kapatalım arkadaşlar, ayrıca şu yemek artıklarını da kaldıralım masadan; o ketçap şişesini de; ortam nezih olmalı, müziği de kapatalım lütfen?
-Hadi ama Nur abla, abartmıyor musun biraz? Bu müsbet bilim dünyasında ruh-muh gibi şeyleri ciddiye almak ne kadar bilimsel bir şeydir ki?
-Böyle düşünüyorsan celseye katılmamakta özgürsün Özgür; seni bağlayan yok, sen rica etmiştin unuttun [...]
Ülkemi temsil etme hakkım niçin engellenemez!
Yerlisi, ecnebisi farketmiyor; saha kenarından “çık dışarıya, gir kulübeye” mesajı alan futbolcu hemen o ifadeyi takınıveriyor. Nasıl bir ifade bu; şöyle: Önce, duruma inanamayan, “bir yanlışlık olmasın; ben mi; aman ya Rabbi bu bir şaka olmalı!” diyen ve gülmekle isyan etmek arasında salınan bir hayal kırıklığı bakışı, sonra “yanlış yaptın hoca, yanlış” demeye gelen o [...]
Tuzla’daki istisnai ölümler, tersaneciliğimize mal edilemez!..
Bir gazete okuyucu, sıradan bir haber tüketicisi olarak Tuzla tersanelerindeki sonu ölümle biten kazaları şaşkınlık ve dehşetle takib ediyorum. Konunun uzmanı değilim; ömrümde tersane görmedim, görmem de gerekmez.
Türkiye’deki bütün sanayi kuruluşları ve benzeri işyerlerinin uymak zorunda olduğu asgari sağlık ve güvenlik tedbirleri vardır; bürokratlar bu kuralları koyar ve uygulamayı yürütürler. Akşam olunca gereği yapılır. İşte [...]
Ali Birinci
Bundan çeyrek asır evvel (çok değil 1984 yılında) şimdi yapmakta olduğum işin çok uzaklarında, bambaşka bir mesleğin alt basamaklarında evime ekmek götürmek için çalışıyordum; bu meslek muhasebecilikti ve muhasebecilik tabiatıma aykırı bir meslek gibi görünüyordu bana. O günlerde, “Ya Rabbi bana ta’bıma münasip bir iş nasib eyle” diye dua ederdim.
Günün birinde yine günlük kasa defteri [...]
Şark Kedisi
Bir Bedevi bir kedi avlamıştı ama avladığı hayvanın ne olduğunu bilmiyordu. Av dönüşünde bir adama rastladı; bu adam Bedevi’ye dedi ki: “Bu nasıl bir sinnaur?” Derken az sonra bir başkasına rastladı ki o da avlanmış hayvanı işaretle şöyle sordu:
“Bu nasıl bir hin?” Derken başka birine rastladı; bu şöyle sordu: “Bu nasıl bir gitfi?” Ve sonra [...]

