2005 Arşivi
Momento mori!
Farklı dil ve lehçelerde radyo-televizyon yayınının kapsamı hakkındaki RTÜK açıklaması, gelinlik kızın “hem ağlarım, hem giderim” meselini andırıyor. Günde 45′er dakikadan haftada toplam üç küsür saat yayın izni mânâsız; kaldı ki o kadarını TRT 3 yapıyor zaten. Yayın esnasında altyazı ile tercüme mecburiyeti de getirilmiş. Bu uygulama bana biraz yayıncı kuruluşlara, “hiç kendini yorma, değmez” [...]
Hangi dağda kurt öldü?
“Özel sektörde niçin rüşvet, yolsuzluk, hortumculuk gibi yüz kızartıcı suçlar görülmez?” sualini, “hür teşebbüs erbâbı, ticaretin kurallarına göre hizmet ürettikleri için özel sektörde rüşvet anlamsızdır” cevabına bağlayıp, sözü “özellikle gümrükler bile özelleştirme kapsamına alınmalıdır” aşırılığına bağlamak olmaz.
Devletin ayakkabı imâli ile uğraşması artık mâkul karşılanmıyor ama dünyanın her yerinde gümrükler, kamu otoritesinin görünür hale geldiği yerlerin [...]
Evrimin açmazı: O dahi yaratılmıştır!
Büyük patlama bir teoridir bu teoriyi destekleyen bütün veriler, patlama sonrasına aittir. Halbuki ‘yaratılış’ı savunanlar, Allah’ın “Ezel” sıfatından hareketle büyük patlamadan önce dahi ezelî irâdenin faal olduğuna inanıyorlar. Böyle bir inanç bilimle asla test edilemez. İşin can alıcı noktası da budur işte.
Evrim meselesi, bir asırdan fazla zamandır insanların tartışmaktan en çok haz aldıkları bir konu [...]
Topkapı Müzesi’nde güzel şeyler olacak!
Hatırlatmaya gerek yok: Topkapı Sarayı, tarihteki “Osmanlı ve Osmanlılık” misyonunun gözbebeği; elle tutulur bütün hâtıralarının korunduğu ve kayıt altına alındığı dünyanın en gözde müzesi. Dünkü Zaman’ın manşetini teşkil eden “Üstü saray altı harabe” başlıklı haber, Topkapı Sarayı ile kültür hassasiyeti taşıyan kamuoyumuz arasında ne türlü bir irtibatsızlık ve nisyân bulutu oluştuğunun ifşâsıdır ve kimlik meselesi [...]
Testere!
İnsanlar pek çok bakımdan kabaca ikiye ayrılabilirler; meselâ müze gezmeyi sevenler ile bundan pek hoşlanmayanlar gibi. Eğer kendinizi rûhen ikinci şıkka gönül verenler takımından sayıyorsanız, tercihinizin entellektüel muhitlerde hiç de hoş karşılanmayacağını bilmelisiniz.
Peşinen belirtmeliyim ki benim müzelerle alâkam üçüncü şıkka giriyor ve bu şıkk, “müze bulduk da gezmedik mi?” diye düşünen büyük çoğunluğu kapsıyor. Nitekim [...]
Bin düşün bir söyle
“İşret, güher-i ademi temyize mihenktir” demiş Ziya Paşa; bugünün gençliği için her kelimesi başlı başına muammâ teşkil eden zor bir mısrâ.
Halbuki mecâzî derinliği olmayan düz bir ifâdedir: İşret, ilk ve ön mânâsıyla içki meclisi demek. “Güher-i adem”, insanın cevheri. Temyiz, “iyiyi kötüden ayırd etme melekesi” demek; mihenk ise aslen “mihekk” olması lâzım gelirken dilimize bu [...]
Yaralılar, ölüler ve ordular
İki emekli paşamız, günün sıcak meseleleri hakkında fikir beyan etmişler; haklarıdır, ne var ki emekli paşaların beyanları, onların “sade vatandaş” niteliğini aşarak “ordu” kavramının bütün müştaklarını kapsayan bir kapsam derinliğine yayılıyor.
Hele konuşulan şeyler içinde vicdanları kırıcı, örseleyici, incitici cümleler varsa tahribatı da yoğun oluyor.
Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Trakya Üniversitesi’nde yapılan “Türkiye’nin jeopolitik konumu ve milli [...]
Hemen herşeyin kısa tarihi ve bilmek zevki
On sene önce Zaman’da yazmaya başladığımda haftada bir kültür sayfasında yazdığım için bu servis, benim için âdeta İstanbul’daki özel büro gibi bir mânâ taşımaya başladı. Bu durum Yorum servisi mensuplarınca enikonu yadırganıyorsa da alışkanlık böyle bir şeydir.
İstanbul’a son gidişimde her zaman olduğu gibi gazetenin Kültür Servisi’ne postu seriverdim (postu sermek, zaten yanyana ve içiçe duran [...]
Tos!
Başörtüsü yasağı konusunda ne derece etkili bir kafa karışıklığı yaratıldığını anlamak için 16 Aralık tarihli Zaman’ın Yorum sayfalarında yayınlanan “Türban yasağı Türkiye’ye yakışmıyor” başlıklı değerlendirmeyi okumak kâfi geliyor.
Yazı, Hollandalı parlamenter Joost Lagendijk tarafından kaleme alınmış ve bu ülkede az buçuk hukuk bilen ve “hakkaniyet” hissi taşıyan herkesin pekâlâ bildiği verileri mantıklı bir silsile ile sıralıyor. [...]
Bedel
Erkeklerin bitip tükenmek bilmeyen askerlik hâtıraları hakkında kadınların ne düşündüklerini tahmine çalışalım; ilk ihtimâl -kibar dille- bu durumdan pek memnun olmadıklarıdır, çünkü hâtırasını anlatan erkekle, anlatılanları dinleyen kadın uzun zamandır beraber idiyseler (kardeş, koca, amca vb.), kadın, erkeğin anlatacağı her şeyi daha önceden lâakal birkaç defa dinlemiş demektir.
Şu meşhur “Bedelli” askerlik uygulaması, “bir defaya mahsus” [...]

