2004 Arşivi

Kazı, sana da çıkar!

“Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik, bir de dönüp baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz!” cümlesini masallardan koparıp Türkiye’de Toplum-Devlet ilişkilerinin modern tarihi üzerine koyalım; cuk oturacaktır!

Meseleye ilmi ve mantıkî izahlar getirerek birbirimizi iknâ edemeyeceğimizi [...]


‘Doğru-yanlış cetveli’ meselesi

Bir dünya görüşü, birbiriyle manidar bir bütün teşkil eden doğru ve yanlış hükümlerinden meydana gelir ve bu hükümlerin her birini kendine mahsus orijinal referanslarla tahkim eder. İslâm’ın doğru-yanlış cetvelinde her bir hüküm, başkaca bir yabancı kaynağa dayanmak ihtiyacı hissetmeksizin varlığını inşa eder.

Doğrular ve yanlışlar, hayatın bütün esaslı sahalarında hüküm bildirir.

Biz farklı dünyaların insanlarıyız” sözü artık [...]


İflâhsız ‘Derin Sol’

YÖK’ün kuruluş yıldönümlerinde üç-beş aşırı solcunun sokak eylemine girişmesi, bazı Latin şehirlerinde kutlanması âdet haline gelen “herkesin birbirine domates fırlatması festivali”, “boğaları sokağa salıp önlerinden kaçışmak şenliği” kabilinden bir eğlencelik haline geldi.
Yeni yetme gençlerin nasıl hoşuna gittiğini anlayabiliyorum; yüzlerini maskeyle kapatıp polislere doğru sekiz on metre koştuktan sonra elindeki molotof kokteylini fırlatmak az buz “kariyer” [...]


Uyarmanın dayanılmaz hafifliği!

Ecnebiler cayır cayır arsa satın alıyorlar; hükümet uyuyor. İMF heyetleri talimatı verip gidiyor; nesiniz siz kardeşim, bostan korkuluğu musunuz? Yarın bunlar aziz vatanı parselleyip, ifrazlı hale getirip taksitle bile satarlar. Uyarıyorum, aklınızı başınıza toplayınız yoksa aklınızı başınıza getirmeyi bilenler gelir! O zaman demişti dersiniz! [...]


“İstanbul’dan Hasan”

Önceki günün ikindi suları, vaktinde bitirilmesi gereken müşkül bir işle uğraşıyorum ama zihni aktivite yavaşlamış; ne yapsam mesafe alamadığımı hissediyorum; hafif tertip sinir basıyor.

Derken telefon çalıyor. Konuştuğu kişinin ben olup olmadığını öğrenen muhatabım hemen meseleye geçiyor, bir okuyucu olmalı…
-İşte şu filan filan filan [...]


Tek başına halletmek gereken işler vardır!

İmam Hatip Mezunları Derneği Başkanı bir iftar konuşmasında, 17 Aralık’tan sonra üniversitelerde başörtüsü yasağı kalmayacağını, sıkıntılı günlerin geride kalacağını söyleyince “17 Aralık’ı bekliyorlar” diye başlık koymuş Milliyet; editör ne kasdetti bilemem ama bana sanki, “daha çok beklerler!” imâsında bulunuyorlarmış gibi geldi!

İnsanları imâya göre [...]


Ramazaniyelik nükteler

Ramazan ayının bize has bir kültürü var. İftarları, sahurları, teravih namazları ile Ramazan, daha bir içten ve samimi şekilde idrak edilir bu topraklarda. Bununla kalınmaz Ramazan ayı küçük büyük herkes için bir neşve kaynağıdır aynı zamanda.

Ramazan kültürünü yansıtan nükteler, fıkralar bu ayla ilgili olarak kültürümüzün ne kadar zengin olduğunu gösteriyor. İşte onlardan bir demet…

Evvel zaman [...]


Üçüncü şık!

Eski Kara Kuvvetli Komutanı Org. Aytaç Yalman Andante dergisine yazdığı makalede ilginç görüşler ileri sürmüş; Hürriyet gazetesinin yaptığı habere göre Balkan Harbi’nde Osmanlı Ordusu’nun feci bir mağlubiyete uğramasından sonra Sofya’ya askerî ataşemiliter atanan Mustafa Kemal Bey, operada Carmen’i seyrederken bir arkadaşının kulağına eğilerek, “Harpte mağlup olmamızın sebebini daha iyi anlıyorum. Ben bu adamları çiftçi biliyordum, [...]


Dur be adam, bir dinlen, biraz sus!

Bir dakika dur be adam, bir dinlen, biraz sus! Sus ve dinle; yıldızlara bak; oralardan çekiç, matkap, motor, fabrika sesi geliyor mu bir düşün! Dünya, insanların gündelik katkısı olmadan da dönebilir kendi ekseni etrafında. Denizlere bak, rüzgârları dinle, seyret ve ibret al.

Tembelliğin [...]


“İslâm celâdet demektir!”

“İslâm şahsiyet, celâdet demektir (…) İslâm’ın bu beşeri kıymetlere sahip olduğuna inanıyorum (…) bu celâdeti kaybettiği gün sukut etti. Zürriyeti, erkekliği kalmadı. Her darbeye, her zıpçıktıya teslim olur hale geldi. Günahlarımız büyüktür maalesef ve günahlarımızın başında celâdet mahrumiyeti gelir. Medeni cesaretten mahrumiyet yani.”

[...]