2004 Arşivi
“Hoca n’ooluyor?”
Depremin nasıl oluştuğunu çocuklar bile bizden daha iyi biliyor: İnce kabuğu üstünde tuttuğu suyun, arzın üçte ikisini kaplaması yüzünden fezâdan mavi görünen gezegenimizin içi akışkan ateşle (mağma) dolu.
Üzerinde hayata imkân veren ince bir taş kabuk tabakası var ve bu sert kabuk, üstünde [...]
Mevlânâ Etliekmekçisi’nde bir akşamüstü
Mevlânâ ve Mevlevîlik adı altında dışa karşı yumuşak bir profil gösteren, sempatiden öte fazlaca mükellefiyet gerektirmeyen ve esasen içinde konulan şeylerin hafifliği sebebiyle muhteviyatı kolayca saptırılıp değiştirilivermeye açık bir sanat üslûbu icad edilmeye çalışılıyor.
Halbuki Mevlevîlik yolu, rüknü, âdâbı ve öğretisi ile vaktiyle çok ciddi bir tasavvuf mektebiydi; onu turistik gösterilerin metâı haline getirirken içten içe [...]
TRT 2 hariç; gerisini n’palım?
Tarihini şu anda tam hatırlamıyorum; 30′lu yılların başlarında devletin işlettiği yegâne “radyo postası”nda Türk musikisi yayınlanmasını yasaklayan “temenni”, devlet yayıncılığının gerekçesini ve varlık sebebini de izah eder.
O tarihte Türk musikisi, halkı meskenete sevk ettiği, uyuşturduğu ve aslında klasik kültür birikimine kuvvetli göndermelerde bulunduğu [...]
Apartman
Tarihini hatırlamıyorum ama son apartman toplantısında katıldığımda, Mesut Yılmaz başbakandı galiba; Tansu Çiller de olabilir, bir ara koalisyon filan da yapmışlardı mıydı tam bilemiyorum.
O son toplantıda çok önemli birkaç gerçeği fark etmiştim: Bir, “Elle gelen düğün-bayram”dı. İki: Apartman sâkinlerinin tamamı, paralarının kıymetini benden [...]
Bizden biri ol; bizim gibi olma
“Ağalık vermeyle, yiğitlik vurmayla” lâfını bir kenara atmamalı; siyasi kültürü târif eden müşterek değer hükümleri arasında başta gelir.
“Kendine hayrı olmayanın başkasına hayrı olmaz” sözü de aynı istikamettedir ve “sırtında gömleği yok, rüzgâra karşı duruyor” vecizesiyle örtüşerek “muktedir adam”a duyulan saygının teorik temelini [...]
Sert bir dil ve kültür sporu: Çapraz bulmaca
Aksiyon’un bulmacasını “dişime göre” bulmuyorum. Zaman zaman zorladığı oluyor ama ben, enine ve yüksekliğine daha çok sütun ve satır ihtivâ eden, beni kitap, sözlük, ansiklopedi karıştırmaya zorlayan ve
dergiyi okuyup bitirdikten sonra beni kendisiyle boy ölçüşmeye dâvet eden türden bir bulmaca bekliyorum.
Türkiye’de yüzbinlerce, belki milyonlarca insan, ne işe yaradığını bilmediği, bir kap içinde görse tanıyamayacağı halde [...]
“Somurtuk”
Kızılay’ın tam göbeğinde yapılan şarkkârî mitinge mesned olan AB Kararı nedir; metin olarak nedir, kaç satırdır, hangi ifadelerden mürekkeptir, kaç sayfa tutuyor? Ben görmedim, okumadım, o metinde hangi cümle ibârelerin hâlâ hangi mânâyı imâ ettiğini tam bilmiyorum.
Dün sabah evden çıkıp iki buçuk kilo [...]
Bu bizim beşinci mevsimimiz
Yolcu etmeyi ve yolculanmayı sevmem; bunun tek istisnâsı hacca giden ve oradan dönen hacı kafileleridir.
Bugünlerde yurdun dört bucağında otobüs terminallerinde yüz binlerce insan, binlerce hacı adayını uğurluyor. Yaşamayan bilmez; dünyada hiçbir yolculuk, gideni ve uğurlayanı bakımından bu kadar gönül açıcı, bu kadar ferahlık [...]
N’olur anlama beni!
Anlaşılmamak kötü; beterin beteri yanlış anlaşılmak.
Okuyucunun biri diyor ki; “AB meselesine dar çerçeveden bakıyorsunuz; tenkidlerinizde aklı değil ırkî hassasiyetleri öne çıkarıyorsunuz…
Önümüzdeki yüz yılı beşyüz yılı düşünün; eğer neslimizin AB içinde dejenere olacağını, kültürün, ahlakın, gelenek ve göreneklerin AB içinde bozulacağını düşünüyorsanız [...]
Kararı (erkenden) açıklıyorum!
“Biz, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin liderleri olarak, Türkiye’nin birliğe katılması görüşmelerinin başlamasına mahal olup olmadığı meselesini görüşmek üzere bir araya gelerek aşağıdaki tavsiye ve kararları almış bulunuyoruz:
Avrupa’nın güneydoğu kanadında Batı değerlerini iki asırdan beri siyasi bir şevkle savunan ve İslâm tecrübesini demokrasi ile bir arada yaşatmak konusunda çok değerli atılımlar gerçekleştiren Türkiye’nin, Birliğimize katılması, bütün [...]


