2003 Arşivi

Muhalefetin ‘randıman’ı niçin düşük?

Şahin Alpay’ın dünkü yazısı CHP’nin çıkmazı konusunda ilginç bir hükümle sona eriyordu: “Bu partinin tavanı ile tabanı arasındaki zıtlık artık son bulmalı”. Bir araştırmaya göre CHP’li seçmenler arasında AB taraftarlarının miktarı % 86′ya kadar çıkarken birlikten şüphe duyanların oranı % 21′de kalıyormuş. Doç. Dr. Hakan Yılmaz’a göre bu durum CHP seçmeninin liberal eğilimler taşımasına mukabil [...]


Kendi suratıyla ölmek

Belki en mühim meselemiz şahsiyet buhranı; “ne zaman yoktu ki?” diyeceksiniz; her zaman vardı ve olacaktır lâkin bugün öyle bir demdeyiz ki, buhranın varlığını fark etmek bile bir farklılık alâmeti olmuştur. Varlığı fark edilmeyen hastalık, aslında yoktur; teşhis edilemeyen hastalığın ise tedavisi olmaz. Şimdiki zamanı, diğerlerinden ayıran fark burada.
Şahsiyet, kişinin Rabbiyle, inancıyla (veya inançsızlığıyla), etrafındakilerle, [...]


Vur emri kimi vurdu?

Hayır, “sıradan” değil; belki sanat kalitesiyle öyle nitelenebilir ama bu film, ABD yönetiminin Ortadoğulu Müslümanlara karşı yürüttüğü aşağılama ve mahkum etme kampanyasının ürünü TRT 1, devletin televizyonu; ne zaman özel kanallar arasındaki zaplama gezintisinden yorgun düşüp, sakin, aklı başında, temkinli ve ağırbaşlı bir istasyonda duraklamak istesek TRT 1″e döneriz. Müsbetleri, menfisinden fazladır ama TRT”nin de [...]


Gayrı Fransa iflah olur mu?

Başlangıcından beri laikliğin, dine ve dini sembollere yönelik bir tehdid gibi konulması ve uygulanması, sonuç itibariyle Türkiye’de laiklik kavramının aleyhine tecelli etti. İyi bir fikrin artniyetli teorisyenler, beceriksiz uygulayıcılar ve resmi ideolojiyi dogma zanneden ardıllar eliyle berbad edilmesinin tezahürleriyle baş başayız.
Bir tarafta ne pahasına olsun laikliği korumayı, kamu hizmetinin ve hatta ömrünün en anlamlı [...]


Bu resimdeki amca kim anne?

Resim derslerinde vaktiyle “yırtma”yapıştırma” tekniği ile resim yaptırırlardı; “kolaj” da üç aşağı beş yukarı buna benzer bir tekniktir. Bugün canım mantık örgüsüyle didişmek yerine kolaj yapmak istedi. Aşağıdaki metin, iki kaynaktan derlenen cümlelerle meydana getirildi: İlki dünün Zaman gazetesi’nden; ikincisi ise artık klasikleşmiş “yerli film replikleri”nden koparılarak yapıştırıldı.
***
“Ankara uyardı: Irak’ın birliğini bozmayın” (Annen sen [...]


Hamle üstünlüğü namus gibidir

Satrançta ilk hamleyi kazanmak için kura çekilir çünkü ilk hamle üstünlüğü, çoğu kere oyunun gidişatını belirler. Hayatın her alanı, hamle üstünlüğünü kazanmak için verilen mücadelelerle dolu. Hamle önceliğine sahip olmak, o an için neyin daha önemli olduğunu tayin etme hakkını elde etmektir.
Günün irili ufaklı onlarca meselesini sıraya koymak için her gün kendimizce karar veririz; [...]


Köylülük ve İslam ilişkileri tartışmasına bir derkenar

Artık şahsi hassasiyetleri bir tarafa bırakarak görelim ve kabul edelim ki köylülük dünyanın her yerinde “şehirli birikim”e nazaran geri bir içtimai kategoridir.
Eyüp Ersoy isimli okuyucunun Okur Hattı köşesinde yayınlanan ve “İslâm ve köylülük” anafikri üzerinde kaleme aldığım üç yazıya sert tenkidler yönelten mektubuna cevap vermek ihtiyacı duyuyorum.

Daha uzun süre yazmam gerektiğini bildiğim halde, bıkkınlık vermemek [...]


N’oolacak bu memur sendikalarının hali?

Adını bile-isteye zikretmiyorum; evvela değmez, ikincisi adam bu işi zaten ismini duyurmak için bile-isteye yaptı; bu yüzden ismiyle anılmayı, yani ismiyle var olmayı (personality) hak etmiyor.
Adam sendikacı; Eczacılar Birliği’nin toplantısına misafireten davet edilmiş; orada sendikacılıkla veya eczacılık sektörüyle doğrudan bir ilgisi varmış gibi lâfı çevirip Kur’an’a hakaret ediyor.
Hakkında bir yığın şikayet, suç duyuruları felan festek; [...]


Bazı gazetelerin beden dili!

Saddam’ın perişan suratını televizyonda ilk defa gördüğümde “şimdi ne olacak?” sorusu aklıma geldi. Ne olacağını gazeteler çarşaf çarşaf yazıyorlar ama asıl cevaplanması gereken soru şu: ABD, Irak’ı niçin işgal ettiğine dair henüz dünya kamuoyunu ve milletlerarası hukuku ikna edici bir delil ortaya koyamadı.
Bu durumda Irak, Saddam’ı cezalandırmak için işgal edilmiş gibi bir mânâ ortaya çıkıyor; [...]


İki mesele!

Seçimlerden önce bazı partilerin, “milletvekilliği dokunulmazlığını kaldıracağız” yolunda kampanya başlatmaları yanlıştı. Dünyanın her yerinde yasama uzvunun mensupları benzer muafiyet ve korunma tedbirlerinden istifade ederler. Az sayıda kötü örnek dokunulmazlığı istismar ediyor diye Meclis üyelerinin tamamını ‘dokunulabilir’ kılmak Meclis’i güçlendirmez, zayıflatır.
Meclis’in itibarı çok yüksek olmalı; itibarı kanunlar değil, Meclis heyetinin tamamı sağlar ama çürük elmalar [...]