2002 Arşivi
Taraftarlık ve dindarlık üzerine bir deneme
Ben, futbol fanatizmi gibi her nevi fanatizmin ve her abartılmış oyun gösterisinin dini duygusu zayıf insanlar tarafından sürüklendiğini ve keza bu gibi insanlar tarafından abartıldığını düşünüyorum.
Bir Galatasaraylı için bundan daha büyük kâbus düşünülemez; Fenerbahçe’nin 60′lık galibiyetiyle biten maç, ezelî rekabet tarihine silinmeyen harflerle yazıldı ve Fenerbahçeliler de yıllar boyunca Galatasaraylılarla dalga geçebilecekleri bir sohbet tutamağı [...]
Savm u salâtın kazası var lakin…
Ufak tefek şeyler bunlar, belki anlamı bile yok, sadece dikkat çekiyor; dikkatimizi çeken her şey konuşulmaya lâyık değildir fakat yine de zihni meşgul ederler…
Seçimler yapılmış; hangi ortamda? Seçmenler en büyük iktidar adayı partinin başbakan adayını ismen bile bilmeden sandığa gidiyorlar. “Başbakan belli olmayabilir ama partinin bir genel başkanı var” denilebilir; geçelim: Seçimler yapılalı dün [...]
Sen gidersen kendimi intihar ederim sayın başkanım
Bu kadar sâdedil olmamayı ne zaman öğreneceğim; inanmazsınız, seçim gecesi saat on sularında kapıldığım yüksek takdir duyguları yüzünden neredeyse ağlayacaktım,
“Helâl olsun bre; icraatından bir şey anlamadık ama final yapmayı biliyor bu adam; bu millet ölmez arkadaş!
Mesele nedir, biz de anlayalım derseniz izah edeyim; seçim akabinde genel başkanlıktan ayrılarak partilerini yeniden yapılandırmaya karar verdikleri intibaını veren [...]
Ülkücülüğün siyasi temsili için en zor dönemeç
MHP ve BBP, gerekli dinamizmi gösteremez ise -üzülerek belirtmeliyim ki- konjonktür gerektirmediği takdirde -yani, hafazanallah iç ve dış harp tehlikesi yaşamadığımız sürece- birer nostalji unsuru olarak kalmaya mahkum görünüyorlar.
Pazar gecesi sandıktan tek parti iktidarının çıktığı haberi kadar güzel bir başka haber daha vardı; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, saat 22 sularında bir basın açıklaması yaparak [...]
Endişe peşin, iyimserlik taksitle
Aşağıdaki satırlar 24 Nisan 1999 günü yine bu sütunlarda yayınlandı; aradan geçen üçbuçuk seneden sonra, yeniden o güne gidip bu satırlara göz atmanın, MHP için olmasa bile bu seçimin şaşırtıcı galibi AKP için geleceğe yönelik bir projeksiyon kıymeti olduğunu düşünüyorum:
Tahmin edilememiş olsa da MHP’nin barajı gürül gürül geçip Türkiye’nin ikinci partisi olmasının, şu noktadan [...]
İşte gerçekten bahsedilmeye değer yüksek bir fikir
Cumartesi günü partiler ellerinden geleni artlarına koymadılar; köşebaşlarında, o güne kadar tüketilememiş afişler, beyannameler, seçim broşürleri, balon ve bayrak dağıtarak çocukların gönlünü hoş ettiler; “seçim minibüsü” denilen o korkunç ve itici icatlara doluşup hepsi de birbirine benzeyen parti şarkı ve türkülerini en yüksek volümle çalarak seçmenlerini tâciz ettiler; bununla dahi yetinmeyip partili sempatizanların özel araçlarından [...]
Demirel’le Lucescu’yu aratan şey?
Buhran idare etmeyi, sırtımızda buhran paralayarak öğrenen liderlerden, egosunu öne çıkarmak için buhran icad eden karizmatik önderlerden sıkıntı geldi. Gidenin geleni aratması ise bir başka talihsizlik. Eskiler, “yokluk adam yokluğu” derken böyle bir şey mi kasdediyorlardı acaba?
Eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in görev süresinin uzatılması için kulis başlatıldığında kaleme aldığım yazının başını gayet iyi hatırlıyorum; tek kelimeden [...]
Seçim sonuçlarını açıklıyorum!
Yarın yapılacak olan seçimle, ondan sonraki seçim arasındaki zamanda Türkiye’de sistem güçlerinin değişim meselesine nasıl bakacağı meselesi, yarınki seçimin sonuçlarından daha önemlidir. Bu seçimin çözüm üreten ve mesele çözen sonuçlar doğurmayacağını tahmin etmek için kâhinliğe gerek yok; 3 Kasım sonrasının iktidarı, müteakip seçimlerden önce sistemi sağlıklı bir tarzda değişmeye iknâ edecek zemini hazırlayabilirse kendini başarılı [...]
Bir kâbusun anatomisi
On gün kadar önceydi galiba; gecenin geç saatlerinde uykuyla uyanıklığın birbiriyle didiştiği yarı baygınlık anlarından biri esnasında olsa gerek; radyo hafif açık, okuduğum kitap elimden düşmek üzere. Derken “ajans” saati gelmiş olmalı, spiker haberleri okuyor ama kelimeler zihnimden kayıp gitmekteler.
Lâkin, bir dakika; o da ne?
” Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı Profesör Doktor Kemal Gürüz, bugün [...]
ABD, modern zamanların imparatorluğu görevini üstlenebilir mi?
ABD’nin, kötü niyetlileri caydıracak, güçsüzleri himaye edecek, milletlerarası planda adalet beklentilerini karşılayacak noktadan çok uzak olduğu açıktır. Yani dünya imparatorluğunun tahtı hâla vârisini bekliyor.
İmparatorluklar, dünya tarihinin gördüğü en “iyi” siyasi organizasyonlardır; bu hükmü güçlendiren en önemli sebep, bünyelerinde çok sayıda farklı inancı, kavmi ve menfaatleri uzlaştırması, büyüklüğü sebebiyle siyasi istikrara sahip olması ve elbette tebâsını [...]

