1999 Arşivi
Valinin yattığı yer
Küçük hadiseler bunlar; küçük ama başka hadiseler silsilesinin önüne konulduğunda çok başka anlamlar kazanıyorlar.
Vali, deprem bölgesinde dert dinlemeye çıkmış (vazifesi), bir genç kız, henüz mahiyetini tam anlayamadığımız bir talebini dile getirmeye çalışıyor (normal); genç kız terbiyeli bir üslup kullanıyor (önemli): “Siz bizim nerede, hangi şartlar altında yattığımızı biliyor musunuz sayın valim?” diye soruyor (gayet tabii). [...]
Keser döner, sap döner…
Hadisenin ayrıntılarını herkes gibi ben de bilmiyorum; daha önceden “gösteri” yapmak için vilayet makamından izin alınmış mıdır, savcılıktan sabıkasızlık belgesi, ikametgah ilmühaberleri getirilmiş midir, bilahire kanunlara uygun bir toplantı ve gösteri yapılması için vilayet makamından uygun bir yer tahsis edilmiş midir (mesela İstanbul’un Karadeniz sahilleri gibi) onu da bilmiyorum; ama bir şeyi herkes gibi ben [...]
Biz ‘İrlandalı’lar!
Görünüşe göre A Milli Futbol Takımı’mızın teknik direktörü Sayın Mustafa Denizli de ucuzcular kervanına katılmakta fayda görüyor. Mustafa Denizli’nin kendi sahamızda berabere kaldığımız son maçtan sonra verdiği (daha doğrusu “ortalığa fırlattığı” demeliydik) beyanat, futbol dünyamıza yeni bir düşman konsepti armağan etmiş bulunuyor: “İçimizdeki İrlandalılar”.
Türk halkı, yukarılardan bakılınca birilerinin zannettiği gibi aptal mı görünüyor acaba? Eğer [...]
Mâna, vuzuh ve lisân
Şüphesiz ki bir insan, ömrü boyunca hiç felsefe kitabı okumamış olsa da gündelik hayatın gereklerini yerine getirmek açısından bir eksikle karşılaşmıyor ama bu, o kişinin felsefeyle hiç ilgilenmediği anlamına gelmiyor:
“Ben neyim ve kimim, nereden gelip nereye gidiyorum, neyi, ne kadar bilebilir ve anlayabilirim; benimle diğer varlıklar arasındaki ilişkinin tabiatı nedir?” gibi sorular, felsefe diliyle formüle [...]
Yer sarsılıyor yer!
Arz yine deprendi; ayağımızın temasıyla ezelden beri bizde güven hissinin kaynağını teşkil eden toprak yine sarsıldı; yeryüzünü sabitleştirsin diye devasa çiviler gibi toprağa çakılan dağlar yine kımıldadı; deprem oldu!
Ayağı hep yere basarak yaşayan bizler için deprem başa geldiğinde katlanılır musibetlerden. “Bu deprem niçin oluyor, arz niçin sarsılıyor?” sualine uzmanlar teorik açıdan şimdiye kadar yanlışlanamayan “doğru” [...]
Sanat eserlerine akseden Atatürk anafikri üzerine
10 Kasım münasebetiyle TRT ekranlarında gösterilen “Cumhuriyet” filminden bazı bölümler seyretmek fırsatı buldum: Konu çok güzeldi, filmin teknik alt yapısı mükemmeldi, özellikle kalabalık sahneler, dış çekimler için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmadığı belliydi; ama filmden bir “müsamere” kekreliği hissettiğimi de söylemeliyim. Öyle zannediyorum ki bu derece zengin bir ekipman, tecrübeli oyuncu kadrosu ve hatta devlet desteğine yaslanan [...]
İrticaı kim besliyor; devlet mi, toplum mu?
Öyle görünüyor ki toplum mühendisliği usulleri ile toplumdaki irticâ virüsünün tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmuyor; irticâ, benzersiz bir ‘elan vital’ (hayat hamlesi) ile her panzehire rağmen zehirini sürdürebiliyor. Eğer yanlış yorumlamıyorsak, 28 Şubat günü öngörüldüğü halde henüz kanunlaşmayan irticâ aleyhtarı kanun teklifleri, irticâın toplumda yaygınlaşmasını engellemekten ziyâde ‘kamu mevzilerini’ irticâ virüsüne karşı tathir, yani sterilize [...]
76 yıldır bileğini bükemediğimiz düşman: İrtica
28 Şubat Süreci’nin en belirgin özelliği, tehdit sıralamasındaki değişiklikti: Bölücülük ve yıkıcı akımlar tehdit önceliğini kaybederek ikinci sıraya inerken yerini irticaya bırakıyordu. Bu aşikar bilgi, 28 Şubat Süreci’nde muvazzaf görev yapan iki emekli generalin hafta içinde bir gazeteye verdikleri beyanlarla bir kere daha teyid edildi. ‘Ve gördük ki hepimiz şunlarda hemfikiriz: Türkiye’de gerçekten irticai bir [...]
Merhametle ihanet, marazla muhabbet arasında
Coğrafyaya bağlılık, gurbet duygusunu da izah eder; elbette başka kültürlerde de gurbet kavramının yakın ve uzak benzerleri mevcuttur ama gurbeti bizim kadar yakıcı terennümlere konu edinen var mıdır bilmiyorum.
Cumhuriyet tarihimiz boyunca Rum ve Ermeni vatandaşlarımıza karşı gösterilen resmî ve gayrıresmî tedirginlik pek az yerde gizlenebilmiştir. Millî Mücadele cephelerinde hasım sıfatıyla karşımıza çıkmaları yanında her iki [...]
Bir asilzade sporu olarak çağdaşlık nedir?
İrtica ile mücadele, tenis, kriket, konkurhipik veya golf gibi devlet seçkinlerinin neredeyse iki asırdan beri sürdüregeldikleri bir asilzade sporu aslında.
Asri icaplara toplum bünyesi içinden sürekli, yıkıcı ve inatçı nitelikte bir direncin gösterildiği iddiası bir ‘aydınlanma’ efsanesinden ibarettir. Mesela ‘aydınlanma’nın en önemsediği vasıtalardan matbaanın Osmanlı toplum hayatına girmesinin ‘gerici’ itirazlarla karşılandığı yolundaki iddia bu efsanelerden sadece [...]

